Archive for the ‘Teknoloji’ Category

PostHeaderIcon ÖTV indiriminde son günler

Otomotivciler cazip kampanyalar ve indirimler sunuyor

otv30 Eylül’de sona erecek olan ÖTV indirimi için otomotiv sektörü mesaisini son günlerde hızlandırdı. Haftasonları aralıksız çalışarak otomobil satmaya çalışan firmalar uygun faiz oranları, kampanyalar, hediyeler vererek ÖTV indirimini daha da cazip hale getiriyorlar

Avantajlar Neler ;

Tiggo3 modeli için özel kampanyayla 359 şanslı tüketiciye, 5 bin TL indirim sunuluyor

avantaj

Ay sonuna kadar Cruze modelini 2 bin 750 TL ye varan avantajla satan Chevrolet, Lacetti’de yüzde 10 ÖTV kampanyasının yanı sıra Artı Garanti Programı uyguluyor

avantaj1

Symbol, Clio HB ve Clio Grand Tour’da 750 TL, Megane Sedan’daysa 1.750 TL indirim var. Benzer indirimler hafif ticarilerinde de var

avantaj2

PostHeaderIcon Nükleer Türkiye ve Rusya

RSPP Başkanı Aleksandır Şohin, ihaleyi Rus şirketinin alması halinde ticari ilişkilerin katlanarak artacağını söyledi

nukluerRusya Sanayiciler ve İşadamları Birliği (RSPP) Başkanı Aleksandır Şohin, nükleer enerji santrali ihalesiyle ilgili olarak, ”Bu önemli bir proje. Eğer Rus şirketleri alırsa Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler katlanarak büyüyecektir” dedi.

Şohin, Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) ile RSPP arasındaki işbirliği anlaşması imza töreninin ardından AA muhabirinin, Türkiye’deki nükleer enerji santrali ihalesiyle ilgili sorularını yanıtladı.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız,’ın ”Nükleer santral ihalesi bir yarışma süreci, Rusya Federasyonu’na ‘evet biz bu işi size verdik, şimdi bunun yasal zeminini hazırlıyoruz’ demiyoruz” şeklindeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Şohin, ihalede sürecini şu anda iki Rus şirketi ile bir Türk şirketinin takip ettiğini ve burada bir rekabetin söz konusu olduğunu söyledi.

Şohin, ”Elbette ihale olduğu için devlet yetkilileri ‘biz şuna verdik’ diyemezler. Kim projeye asılırsa proje onun olur. Şu anda süreç devam ediyor. Bakan bey çok doğru söylemiş. Ama iki Rus şirketinin bu ihalede olması şunu gösteriyor; bizi önemsiyorlar” dedi.

Projenin çok büyük ve önemli bir proje olduğunu belirten Şohin, ”Eğer bunu Rus şirketleri alırsa, Türkiye ile Rusya arasındaki ekonomik ilişkiler katlanarak büyüyecektir” şeklinde konuştu.

Şohin, bu projeyi iki tarafın da önemsediğini ifade ederek, projeyi alma konusunda ümitli ve ısrarcı olduklarını vurguladı.

”PROJENİN SONUCA ULAŞMASINDA BÖLGENİN POLİTİK DEĞERLERİ ÖNEM ARZ EDİYOR”

Bu tarz projelerde politik meselelerin de devreye girebildiğini söyleyen Şohin, şunları kaydetti:

”Biz bu politik meseleleri mümkün olduğu kadar, ilişkileri daha verimli noktaya getirecek şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Politik meselelerden uzak bir ekonomik ilişki içerisine girmeye çalışıyoruz. Politik meselelerin yanı sıra bir de finans kısmı var. Bu çok yönlü, kapsamlı bir proje. Projenin sonuca ulaşmasında bölgenin politik değerleri önem arz ediyor.

Mesela elektrik enerjisi üzerinde de iş birliği yapılabilir. Fakat bunu Gürcistan üzerinden geçirmemiz gerekiyor. Bu noktada politik ilişkileri biliyorsunuz. İki taraf bunu çok isteyebilir ama iki tarafın dışında bölgesel politik meseleler bazen süreci etkiliyor.”

”YENİ PARTNERİMİZİ KAYBETMEK İSTEMEYİZ”

Dünyada ülkelerin nükleer enerji ile ilgili farklı stratejilerinin bulunduğunu, Almanya bu konuda küçülmeye giderken, Fransa’nın bunu geliştirdiğini anlatan Şohin, nükleer enerjinin bugün dünyada ne önem taşıyorsa gelecekte de aynı önemi taşıyacağını vurguladı.

Şohin, nükleer enerjide risk olduğunu ama bunun izole edilebileceğini, kontrol edilmediği durumda diğer enerji alanlarının da risk taşıdığını söyledi.

Şohin, ”Türkiye bu alanda yeni, bu konuda Rusya da çok anlayışla davranıyor. Bu yeni partnerimizi kaybetmek istemeyiz. Biz de elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz” şeklinde konuştu.

Önümüzdeki 20 yılda Rusya’nın kendi coğrafyasında 40 yeni reaktör açmayı planladığını ifade eden Şohin, ”Rusya bu konuda ileri. Eğer bu tehlikeli olsaydı biz 40 reaktörü ülkemizde açmazdık” dedi

PostHeaderIcon Google Grip Haritanız

Google Insight for Search ile tüm sonuçlara ulaşılabiliyor. Hangi ülkenin grip olduğu grafiklerle belli oluyor

googleArama işinin internetin açılan kapısı olduğunu ve arama motorunun Türkiye’deki 26.5 milyonluk internet nüfusunun bilgiye ulaşmak konusunda birinci tercihi haline geldiğini söyleyen Google Türkiye Ülke Müdürü Bülent Hiçsönmez, “Arama motoru artık normal yaşamın barometresi. Biz de Google
olarak bu barometreyi paylaşmak istediğimiz için Google Insight for Search’ün
Türkçe arayüzünü sunduk” dedi. Google’ın yaklaşık bir ay önce başlayan yeni Türkçe hizmeti hakkında bilgi veren Hiçsönmez, “Bu servis ile hangi kelime ile ilgili arama trendini merak ediyorsanız, o kelimeyi giriyoruz. Son 7
günden son 5 yıla kadar arama trendlerini inceleyebiliyorsunuz” diye konuştu.

GRİP HARİTASI ÇIKIYOR

İnternette yapılan aramaların hacmindeki değişiklikleri gösteren Google
Arama Trendleri’nin reklamcılar, araştırmacılar ve sosyologlar gibi trend analizi yapanlar için işlevsel bir ürün olduğunu vurgulayan Hiçsönmez, şöyle konuştu: “İnsanlar neyle ilgileniyor, neye ilgileri artıyor, neye azalıyor… Tüm bunların sonuçlarına Google Insight for Search ile ulaşılabiliyor. Örneğin, bu
analizle Türkiye’nin grip haritasını çıkarmak bile mümkün. Fransa ne zaman grip oluyor, Türkiye ne zaman grip oluyor, bunu grafiklerle karşılaştırabiliyorsunuz.” Arama trendlerine tarihsel olarak bakıldığında son 5 yılda Türkiye en çok ekim ayında “grip ve nezle” kelimelerini aradı. Temmuzda “tatil”i arayan Türk internet kullanıcılarının “para”yı araması ise küresel krizin başladığı Eylül 2008’den sonra arttı. 2006’nın ilk aylarının ardından “aşk” kelimesini arayanlar ise neredeyse yarı yarıya düştü.

SEL FELAKETİ ARAMA TRENDLERİNE DE YANSIDI

Google’ın internet aramalarındaki bölgesel ve tarihsel trendleri
merak eden herkese açık olan Google Arama Trendleri’ne göre, Türkiye’de son 7 günde arama trafiği en çok artan kelimelerin başında yaşanan sel
felaketine bağlı olarak “meteoroloji” ve “hava durumu” geldi. Son 30 güne bakıldığında “sel” kelimesini en çok arayanlar Tekirdağ, Balıkesir ve İstanbul
oldu. 2004’ten bu yana yapılan aramalarda ise “Facebook”, “oyun”, “Mynet” ve “YouTube” açık ara önde. Türkiye’de il bazında da ilgi ve merak alanlarının tespit edilebileceğine değinen Bülent Hiçsönmez, Türk Telekom’un altyapı
yatırımlarının yakında tamamlanacağını ve İstanbul, Ankara, İzmir,
Adana, Bursa ve Antalya gibi büyük illerin dışındaki illere göre de ayrıntılı trend analizi yapılacağını vurguladı.

PostHeaderIcon Sanal korsanlıktan kurtulmanın yolu

İnternet kullanıcısı olup da ‘yasadışı faaliyette’ bulunmayan yoktur. Çoktan bir ‘korsan’a dönüşmüş olabilirsiniz

İnternet kullanıcısı olup da internet üzerinden ‘yasadışı faaliyette’ bulunmayan yoktur. Telif hakkıyla korunan bir fotoğrafı bir sunumda kullanmak üzere kopyalayıp, çoğaltılması istenmeyen bir şarkıyı bilgisayarınıza indirerek ya da internette okuduğunuz bir makaleden atıfta bulunmadan alıntı yaparak telif hakkı kanunu dâhilinde çoktan bir ‘korsan’a dönüşmüş olabilirsiniz! Radikal gazetesinin haberine göre YouTube, 3G, Facebook ve benzeri uygulamaların kullanımının günlük rutine dönüştüğü ‘bedava indirme’ çağında, ‘paylaştıkça çoğalır’ nitelikteki bilginin daha çok insana ulaşımında tüm teknoloji hizmete hazır. Fakat bir o kadar keskin telif hakkı yasaları bunu engelliyor ya da kullanıcıdan bir korsan yaratıyor. Hem eser sahibi hem internet kullanıcısı herkes, bu yasaların günümüze uymadığı, değiştirilmesi gerektiği konusunda hemfikir. Ama bunun yerini hangi sistemin alacağı tartışmalı.

Eser kime ait?

‘Bilgiye kısıtlanmadan erişmek en doğal hakkımız’ diyen kullanıcılarla eser sahipleri arasındaki çatışma, yeni bir fikri mülkiyet anlayışının tartışılmasını sağladı. Ve bu noktada ‘Eser halka mı aittir, yaratıcısına mı?’ sorusu tekrar sorulur hale geldi.
Bu yeni fikri mülkiyet ideolojisinden beslenip başarı elde eden Korsan Parti (Piratpartiet), ilk olarak İsveç’te ortaya çıktı ve oradan birçok ülkeye yayıldı. Öyle ki, telif hakları yasalarını temelden değiştirmeyi vaat eden, bilgiye internetten ücretsiz erişim talep eden bu siyasi parti İsveç’te Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 7.1’lik bir oy aldı. Ve aslında bu talebe yanıt arayanların ne denli kalabalık bir kitle olduğu kanıtlanmış oldu.
Telif hakları kanunu ‘Copyright’a taban tabana zıt olan ‘Copyleft’ de insanlığın birikiminin herkesçe paylaşılmasını savunan bir uygulama. Ancak eser sahibinin tüm haklarını bir kenara bıraktığı bu uygulamaya da bazı yaratıcılar sıcak bakmıyor.

Orta noktayı bulacak akım

Şimdilerdeyse ‘Copyright’ ile ‘Copyleft’i uzlaştıracak bir sistem dünyaya yayılıyor: Creative Commons. 2006’dan beri birçok ülkede kullanılmaya başlanan bu lisanslama sistemini Türkiye’de de yaygınlaştırmak amacıyla Queensland Teknoloji Üniversitesi’nden Prof. Tom Cochrane, Avustralya’dan kalkıp Türkiye’ye, Özyeğin Üniversitesi’nde bir seminer vermeye geldi. Prof. Cochrane’den bu uzlaştırıcı sistemin detaylarını öğrendik.
Creative Commons (CC) kâr amacı gütmeyen, telif hakları alanında esneklik sağlamak ve paylaşımı yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş bir düşünce hareketi. Bu sistemde, geleneksel telif hakkı yasaları hafifletilip internette özgürce bilgi paylaşımına olanak sağlanıyor. Eser sahiplerinin tüm hakları değil, bazı hakları saklı kalıyor, kullanıcılar ‘korsan’ diye etiketlenmekten kurtuluyor. Böylece kullanıcıyla eser yaratıcısı arasında orta yol bulunuyor. Cochrane, bu sebeple Creative Commons için en uygun kelimenin ‘uzlaşı’ olduğunu söylüyor.
Creative Commons, eser sahibinin isteğine uygun olabilecek değişik lisans şartları temin ediyor. Bu lisanslardan birini alan kişi, ister ‘Eserin ilk sahibi belirtilecek ve ticari amaçla kullanılmayacak’ ibarelerini ekliyor, isterse ‘Adım saklı kalsın gerisi sizin’ deyip eserini ‘halka mal ediyor’.

Kullanıcının kârı

Kullanıcılar öncelikle bu lisansı taşıyan bir ürüne, bir bilgiye internetten rahatça ulaşırken ‘Yasadışı bir iş mi yapıyorum’ kaygısından kurtuluyor. Eserin altında görülen sembollerle hangi eseri hangi ölçüde ve hangi koşullarda kullanabileceğini anlamış oluyor. Telif hakları kanunundaysa bu detaylar, çoğunluk tarafından bilinmiyor.
Prof. Cochrane, Creative Commons’ı Korsan Partisi’nin anlayışıyla aynı doğrultuda görmüyor. Cochrane’e göre CC politik bir duruş değil, sadece yasal bir lisans uygulamasından ibaret: “Eser sahibinin duruma daha hâkim olması ve kullanım şartlarını belirleyebilmesi ama bu şartların esnek olması açısından ideolojik bir çalışma gibi görünüyor. Ancak sadece telifle kullanıcı arasında bir uzlaşma alanı. Bu noktada Copyleft ve Korsan Parti anlayışından ayrılıyor.”
Sistem en çok da akademik çalışmalar için kullanışlı. Çoğu kez ticari amaçla üretilmeyen bu çalışmalar CC lisansıyla paylaşılabilir hale gelince tüm dünyada diğer akademik çalışmaların ilerlemesine de katkı sağlayacak. Cochrane ve çalışma arkadaşları Avustralya’daki üniversitelerinde bu çalışmalara tüm dünyanın ulaşabileceği bir açık paylaşım sistemi kurmuşlar. Eser sahibinin adının belirtilmesi, ticari amaçla kullanılmaması gibi haklar korunurken üretilen bilgiler insanlığa sunuluyor. Cochrane, bu uygulamayla akademisyenlerin isimlerine yapılan atıflarda yüksek oranda artış olduğunu söylüyor.
Kütüphane yoksulu Türkiye’de büyük yarar sağlayacak olan bu yeni sistem, henüz ülkemizde geçerli telif yasalarına uyarlanmış değil. 40 ülkede uygulanan bu lisanslarla ilgili çalışmalar Türkiye’de İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde yürütülüyor.

Üye olmak için neler yapılmalı?

Copyleft nedir?
‘Copyright’ (Telif hakkı) karşıtı hareket. Eser sahibinin kendi rızasıyla, haklarının bir kısmından ya da tamamından vazgeçmesi esasına dayanıyor. Genel anlamda fikri mülkiyet haklarının tamamen kaldırılmasını hedefliyor, bilgi erişimini en doğal hak olarak görüyor. CC sistemiyse Copyleft’ten farklı…
CC lisansına nasıl sahip olunur?
Şahısların lisans sahibi olabilmesi için ülkesinin Creative Commons’a üye olması gerekiyor. Ülkeler üyelik için CC Uluslararası Merkezi’ne başvurduktan sonra sistemi kendi ülke kanunlarına uyarlıyor. Bu uyarlama merkezce uygun bulunursa ülke sisteme kabul ediliyor. Eser sahipleri lisans için ülkelerindeki sorumlu birime başvuruyor. Başvurular internetten çok kısa sürede yapılıyor.
Eser sahibinin seçebileceği CC lisans şartları neler?
Eser sahibi eser üstünde hakkını belirlemek için temel dört şartın birini ya da birkaçını seçebiliyor: 1. Eserin ilk sahibinin belirtilmesi koşulu. 2. Eserin ticari amaçlı kullanılmaması koşulu. 3. Lisans modelinin korunması koşulu. 4. Eserin türevlerinin yaratılmaması koşulu

PostHeaderIcon iPhone dan önemli hizmet

Fransız bir firma iPhone için GPS yardımıyla umumi tuvaletlerin yerlerini gösteren hizmet birimi kurmaya karar verdi

İnternet uygulamalarında uzman bir Fransız şirketinin kurucularından birinin fikriyle hayata geçirilen dünyanın ilk ”umumi tuvaletler tabanı” projesi, GPS sayesinde, dünyanın neresinde olursanız olun en yakın umumi tuvaleti bulmanıza yardımcı oluyor. Hatta size en yakın tuvalete nereden girebileceğinizi bile gösteriyor.

Mayıs ayında başlatılan uygulama ücretsiz yükleniyor. İngilizcesi ”toilet finder” olan sisteme her hafta yeni tuvalet adresleri yağıyor.

Merkezi Fransa’nın Bordo kentinde bulunan BeTomorrow adlı şirketin müdürü Sylvie Clin de ”Böyle bir başarı karşında şaşırdık” diyor.

Fransızca, İngilizce, Almanca ve İspanyolca olarak 4 dilde hizmet veren uygulamayı Fransızların yüzde 44′ü, Britanyalıların yüzde 23′ü, Almanların yüzde 11′inin sık sık kullandığı ve yavaş yavaş Amerikalıların da kullanıcı olmaya başladığı belirtiliyor.

Projenin mühendisi, günde 30 dakikasını siteyi yenilemekle geçiriyor ve veri tabanına dahil etmeden önce bir tuvaletle ilgili çok sayıda kişiden bilgi gelmesini bekliyor.

PostHeaderIcon 3G beklentiyi yükseltti ucuz cep pazarı durdu

Aylık ortalama 1 milyon civarında olan cep telefonu satışlarının yarısından fazlasını oluşturan ekonomik cihaz pazarı durma noktasına geldi

3G’ye en ucuzundan en pahalısına 17 modelle girdiklerini belirten Samsung
Türkiye Cep Telefonları Direktörü Selim Erbay, “3G’ye data ağırlıklı iletişime
yönelik cihazlarla hazırlanmıştık ama operatörler görüntülü görüşmeyi
gereğinden çok fazla öne çıkardı. Pazarda toplam satışların yüzde 50-55
seviyesinde olan ekonomik cihaz pazarı son 1.5 ayda tamamen durdu” dedi.
Samsung’un düzenlediği iftar yemeğinde konuşan Erbay, GSM operatörlerine “3G ile ilgili beklentileri bu kadar fazla yükseltmemeleri” konusunda görüşlerini ilettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu: “3G açlığı ile inanılmaz bir talep var ama hâlâ insanların bunları ne için kullanacağını anlamadık… 1 Ağustos’tan bu yana 3G’li cihazların satışlardaki payı yüzde 50’lere ulaştı. Ama rüzgârın ne kadar süreceğini öngöremiyoruz. Dünyada bu 3G
rüzgârının dinip, gerçeğe dönüldüğünü de unutmamak lazım.”

CEP TELEFONU HÂLÂ STATÜ SEMBOLÜ

Son 1.5 ayda nitelikli cep telefonu satışlarının ivme kazandığını aktaran
Erbay, “Türkiye’de insanlar cep telefonlarını sosyal statü sembolü olarak görüyor. Akıllı telefon kullananların yüzde 60’ı e-posta atamıyordur. Cep
telefonunda geçen yıl ortalama fiyat 127 Euro iken, bu yıl sonunda 200
Euro’ya çıkabilir. Akıllı telefonlar 10 milyonluk pazarın yaklaşık yüzde
3’üne ulaşır bu yıl sonunda” diye konuştu. 279 – 339 TL aralığındaki cihaz grubunda (L700, L760, U800) ürün yetiştiremediklerini aktaran Erbay, “Ancak
3G öncesinde E250 satışlarımız aylık 80 bini geçiyordu ama bu ay 30 bine ulaşırsa, çıkıp göbek atarız” dedi.

Çinli markalar yok olma sürecinde

Sektörde son aylarda yaşanan gelişmeleri değerlendiren Erbay, şunları söyledi: “Operatör kampanyalarını hariç tutarsak Türkiye cep telefonu pazarında Nokia yüzde 45, Samsung yüzde 32 pazar payına sahip. Türkiye cep telefonu pazarı iki markalı bir pazara döndü, diğer tarafta akıllı telefonlar var. inli markalar, ÖTV farkı ve 3G rüzgârı ile önemli bir yok olma süreci yaşıyor. Telekomünikasyon pazarında ise netbook’lar tüketiciyle buluşan önemli bir unsur oldu

PostHeaderIcon İki büyük site daha kapatıldı

Dünyanın en büyük sosyalleşme sitelerinden MySpace ile Last.Fm’e Türkiye den erişim engellendi

Her iki siteye de Türkiye’den girilmek istendiğinde, “T.C. Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.06.2009 tarih ve 2009/45 sayılı kararı gereği erişime kapanmıştır” ibaresiyle karşılaşılıyor. Kararın neden bu kadar geç uygulandığı gibi ayrıntılar açıklanmasa da, telif hakları nedeniyle MÜYAP’ın açtığı bir davanın bu sonucu getirdiği öne sürüldü. Genelde erişim engellemelerini, mahkemenin nihai kararlarını uygulayan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı yapıyor. Son iki yıldır engellenen yaklaşık 2000 internet sitesinin arasına MySpace ve Last.Fm de katılırken, bu kez başsavcılık kararının uygulanması dikkat çekti. Türkiye’nin uluslararası imajına en büyük darbeyi indiren Youtube yasağı da hâlâ sürüyor. Dünyanın en büyük blog sunucularından olan Blogger.com’a da Türkiye’den erişim iki gündür sağlanamıyor. Türkiye’den binlerce blog barındıran ABD merkezli site, sorunu araştırdığını açıkladı. Siteye tebliğ edilen bir mahkeme kararı olmadığı vurgulanırken, erişim sorununun Türk Telekom merkezli teknik bir nedenden kaynaklanabileceği belirtildi.

PostHeaderIcon Facebook kime özeniyor

Twitter’ı almaya çalışan ancak başarılı olamayan Facebook, Twitter tarzı uygulamalar geliştirmeye çalışıyor

Facebook’un aksine birbirini tanımayan ortak ilgi sahibi kişileri buluşturan Twitter, şirketler ve hedef kitleleri arasında önemli bir bağ oluşturuyor. Twitter’ın gördüğü ilgi Facebook’un uygulamalarını da etkiledi. Facebook kullanıcıları artık fotoğrafların yanı sıra “durum” bölümlerinde de arkadaşlarını veya şirketleri işaretleyebilecekler. Bu şirketlerin ve kişilerin kendi haklarında yazılanları, yorumları görmelerini sağlayacak. Öte yandan geliştirilen Facebook Lite programı ile Twitter tarzı basit haberleşme de mümkün olacak

PostHeaderIcon 6 kat daha hızlı internet

Yeni nesil kablosuz ağ wi-fi teknolojisi “802.11n”nin kullanımına sonunda izin verildi

Teknoloji web sitelerinin haberine göre, wi-fi standartlarını belirleyen dünyanın en büyük uluslararası meslek kuruluşu olan ve IEEE olarak anılan The Institute of Electrical and Electronics Engineering, halen kullanılan teknolojiden 6 kat daha hızlı yeni nesil teknolojinin kullanımını onayladığını açıkladı.

7 yıl önce ortaya çıkan teknolojiden IEEE’nin onayı olmaksızın ağ ürünleriyle uyumlu cihazların çalışması olanaksız bulunuyordu.

Elektronik firmaları son yıllarda “802.11n draft” damgalı bilgisayar ve modemler satıyorlardı.

IEEE’nin onayının ardından bu teknolojiyle uyumlu cihazların damgaları da “802.11n” olarak tescillendi.

İdeal koşullar altında yeni nesil teknolojinin saniyede (Mbps) 300 megabit ve üzeri veri aktarımı hızı sağlaması bekleniyor. Şu anki “802.11g” teknolojisi 54 Mbps hızla veri aktarımı sağlıyor.

Yeni teknolojinin, eskisinin iki katı olan 90 metre uzaklıkta veri aktarımı sağlayacağı belirtiliyor.

Yeni nesil kablosuz teknolojinin hayata geçmesiyle, yüksek hızlı internete uyum sağlamak isteyen tüketiciler de buna uygun PC, modem ve router’lar satın almak zorunda kalacak.

PostHeaderIcon Çin malı 3G’li telefon alanlar pişman Oldu

Ucuz olduğu için talep gören Çin malı telefonlar aboneleri mağdur ediyor

sohbettte

3G’ye uyumlu diye açık pazarlarda satılan Çin malı cep telefonları aslında sistemi desteklemiyor. Bu telefonlar, açık pazarlarda satıldığı için iadesi de mümkün olmuyor.

İstanbul Tahtakale, Beyazıt Meydanı ve Doğubank İşhanı’nda satılan Çin malı cep telefonları, ‘modem ve yazılım yüklenerek, 3G’ye uyumlu hale getirilebilir’ vaadiyle vatandaşlara satılmak isteniyor. Tüketiciler telefonlara teknik ya da yazılımla ilgili bir eklentinin yapılamadığını teknik servislerde öğreniyor. Mobil İletişim Araçları ve Bilgi Teknolojileri İş Adamları Derneği (MOBİSAD) Yönetim Kurulu Üyesi Caner Özgül, Çin malı telefonların, sonradan yazılım yüklenmeye elverişli olmadığının altını çiziyor. 3G sisteminin bir özellik olduğunu ve bunun da telefonların kimi fiziksel özellikleri sayesinde kullanılabileceğini anlatan Özgül, yapılacak değişikliklerin istenileni vermeyeceğini ifade ediyor. Dizayn olarak telefonların Çinliler tarafından bire bir taklit edildiğine işaret eden Özgül, tüketicilerin almayı düşündüğü telefonun faturalı olup olmadığını kontrol etmelerini öneriyor. 3G’ye uyumlu cep telefonlarının fiyatları 300 liradan başlayıp 700 liraya kadar çıkıyor. Ancak, Çin malı telefonlar da sisteme uyumlu olmadıkları halde 150 ile 200 lira arasında değişen fiyatlarla satışa sunuluyor. Ön yüzünde kamera olup, 3G uyumlu diye piyasaya sunulan telefonlar, 3G mobil sistemini desteklemiyor. Durum böyle olunca hızlı internet, görüntülü konuşma ve dosya aktarımı imkânsız hale geliyor. Cep telefonu bayileri de 3. Nesil’e uyumlu telefon almak isteyenlerin ürünün tüm detaylarına bakması gerektiğine dikkat çekerek, vatandaşları uyarıyor: “Ön tarafında kamerası bulunan her cep telefonu, 3G sistemine uyumlu değil.” Çin malı telefonlarda 3G desteği dışında GPRS bağlantılarının bile olmadığını vurgulayan bayiler, ucuz diye alınan Çin malı telefonların kısa süre sonra bozulduğuna da işaret ediyor.

GPRS operatör bayileri ise 3G sisteminin hizmet vermeye başladıktan sonra birçok kullanıcının kendilerine Çin malı cep telefonlarıyla gelip, sistemden faydalanmak istediklerini söylüyor. Ancak telefonlarında sistemi destekleyecek teknik ve yazılım özelliği bulunmadığı için kullanıcıların bu talebi yerine getirilemiyor. Operatör bayileri, 3G sisteminin kaldırabilecek özelliğe sahip olmayan telefonlarla sistemden yararlanmasının imkânsız olduğunun altını çiziyor