Archive for the ‘Manşet’ Category

PostHeaderIcon Bakanlıktan Açıklama

Adalet Bakanlığı ndan açıklama
Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı için dinleme talebi yok Dedi

Adalet Bakanlığı, ”Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı santrallerin ve bu santrallere bağlı görüşme yapan tüm hakim ve Cumhuriyet savcılarının dinlenmesinin talep edilmesi ve dinlenmesinin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını” açıkladı.

”Dinleme kararı verilen ve bazı basın yayın organlarında Yargıtay santrali olduğu ileri sürülen telefon numarasının, Yargıtay Birinci Başkanlığı adına kayıtlı, soruşturmada ismi geçen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na tahsisli ve odasında kullandığı telefon numarası” olduğunu bildiren Adalet Bakanlığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanı’nın açıklamasına göre bu numaranın da teknik sebeplerle dinlenemediğini” bildirdi.

Adalet Bakanlığı, ”Son 5 yıl içerisinde adalet müfettişlerinin talebi üzerine toplam 69 hakim ve cumhuriyet savcısı hakkında mahkemelerce dinleme kararı verildiğini, 11 bin 206 hakim ve Cumhuriyet savcısı ile 70 milyon vatandaşın Adalet Bakanlığınca dinlettirildiği iddialarının gerçek dışı, bilgi kirliliği oluşturmaya ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bilinçli bir saptırma” olduğunu” duyurdu.

Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, yazılı ve görsel basında yer alan ”İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yargıtay santral telefonlarının dinlendiği iddiasıyla” ilgili haberler ve açıklamalar üzerine kamuoyunun bilgilendirilmesine gerek görüldüğü belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma sırasında, bazı hakim ve Cumhuriyet savcılarının da isimlerinin geçmesi üzerine konunun Adalet Bakanlığına intikal ettirildiği ifade edilen açıklamada, ”Bu evrakta adı geçenler hakkındaki iddiaların açıklığa kavuşturulması bakımından, inceleme yapılması ve delil elde edilmesi halinde soruşturmaya geçilmesi için 15 Nisan 2008 ve 5 Eylül 2008 tarihli onaylar ile Bakanlığımızca izin verilmiştir” denildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Bu çerçevede görevlendirilen adalet müfettişleri, kendilerine tevdi edilen belgelerde yaptıkları incelemeler sonucunda, ilgili 56 hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında delillerin toplanması amacıyla bu kişilerin telefonlarının dinlenmesini mahkemeden talep etmişlerdir. Bu talep üzerine görevli ve yetkili mahkeme tarafından ilgili hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında dinleme kararı verilmiştir.

Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda aralarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının da bulunduğu 46 hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında 16 Eylül 2009 tarihli rapor ile soruşturmaya geçilmesine yer olmadığı teklif edilmiştir.

Soruşturması tamamlanan Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Osman Kaçmaz’la ilgili evrak tefrik edilerek yetkili mercilerine gönderilmiştir. Diğerleriyle ilgili işlemler devam etmektedir.

Soruşturma kapsamında, ilgililerin odalarında kullandıkları telefon numaraları hakkında mahkemelerce dinleme kararı verildiği ve yetkili makamlarca bu doğrultuda işlem yapıldığı belirtilen dinleme kararı verilen ve bazı basın yayın organlarında Yargıtay santrali olduğu ileri sürülen telefon numarası, Yargıtay Birinci Başkanlığı adına kayıtlı, soruşturmada ismi geçen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na tahsisli ve odasında kullandığı telefon numarasıdır. TİB Başkanının yaptığı açıklamaya göre bu numara da teknik sebeplerle dinlenememiştir. Kamuoyuna yansıdığı şekilde Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı santrallerin ve bu santrallere bağlı görüşme yapan tüm hakim ve Cumhuriyet savcılarının dinlenmesinin talep edilmesi ve dinlenmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir.”

-”69 HAKİM VE CUMHURİYET SAVCISI HAKKINDA DİNLEME KARARI VERİLMİŞTİR”-

”Sözü edilen 56 kişi dahil son 5 yıl içerisinde Adalet müfettişlerinin talebi üzerine toplam 69 hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında mahkemelerce dinleme kararı verildiği” bilgisinin yer aldığı açıklamada daha sonra şöyle denildi:

”Kaldı ki bu bilgi Bakanlığımızca 19 Mayıs 2009 tarihinde yapılan basın açıklamasında kamuoyuna duyurulmuş ve o tarihten sonra müfettişlerce yeni bir dinleme kararı istenilmemiştir.

11 bin 206 hakim ve Cumhuriyet savcısı ile 70 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanlığı’nca dinlettirildiği iddiaları gerçek dışı olup, bilgi kirliliği oluşturmaya ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bilinçli bir saptırmadır.

Benzer iddialar hakkında Bakanlığımızca değişik tarihlerde çok sayıda açıklama yapılmasına rağmen maksatlı olarak üretildiği düşünülen gerçek dışı iddia ve yorumların ısrarla sürdürülmesi, yürütülmekte olan soruşturma ve davaları etkileme çabası olarak değerlendirilmektedir.”

-”KANUN YARARINA BOZMA KONUSU…”-

Açıklamada, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bazı üyelerinin bugünkü açıklamalarında bahsedilen kanun yararına bozma konusu ile ilgili olarak da şunlar kaydedildi:

”5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinde; ‘Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine verir’ hükmü yer almaktadır.

Bu maddeden de anlaşıldığı ve 29 Temmuz 2009 tarihli basın açıklamamızda da açıkça belirtildiği gibi kanun yararına bozma talebinde bulunma yetkisi Adalet Bakanlığına aittir.

Yargısal görevleri olmayan ve idari bir kurul olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Anayasal ve yasal görevleri içerisinde kanun yararına bozma konusundaki başvuruları inceleyip karara bağlama görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Buna rağmen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 11 Haziran 2009 tarihinde ‘… mahkemesinin … sayılı kararı usul ve kanuna aykırı olduğundan CMK’nın 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için Adalet Bakanlığına başvuruda bulunulmasına’ şeklinde fonksiyon gaspı suretiyle kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda oy çokluğu ile 331 sayılı kararı almıştır. Bu karara uyma zorunluluğu bulunmayan Bakanlığımız söz konusu Kurul kararını ihbar kabul ederek Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne incelenmek üzere intikal ettirmiştir.

Kurulun bazı üyelerince yapılan açıklamada, aldıkları kararın Adalet Bakanlığı tarafından gereğinin yerine getirilmediğinden bahsedilmiştir. Kurulun bu kararının Adalet Bakanlığınca yerine getirilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Uygulama ve doktrinde tartışmasız şekilde kabul edildiği üzere kanun yararına bozma talepleri Adalet Bakanlığınca değerlendirilip hukuka aykırılık nedenleri tespit edilenler gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmektedir.

Nitekim, Prof. Dr. Erdener Yurtcan’a göre ‘Bakan, yazılı emir yoluna gidilmesini uygun görmediğinde, bir başka anlatımla, yazılı emir istemi reddedildiğinde yapılacak bir şey yoktur, Prof. Dr. Nevzat Toroslu ve Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’na göre; kanun yararına bozma konusunda ‘Bakan, kendiliğinden veya ilgililerin başvurusu üzerine istemde bulunabilir. Ancak, Bakan ilgilinin başvurusu üzerine bu istemde bulunmak zorunda değildir’, Yargıtay Cumhuriyet savcıları Ali Parlar ve Muzaffer Hatipoğlu’na göre ‘Adalet Bakanlığı, karar ya da hükümde hukuka aykırılık olduğunu tarafların veya ilk derece C.Başsavcılıklarının bildirmesi suretiyle öğrendiğinde bu yola gidilip gidilmeyeceğini takdir eder’, Prof. Dr. Nurullah Kunter, Prof. Dr. Feridun Yenisey ve Doç. Dr. Ayşe Nuhoğlu da aynı görüştedir”

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 11 Şubat 2008 tarihli ve 26225-2172 ve 17 Ardalık 2007 tarihli ve 24001-14822 sayılı kararlarında da kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdirinin Adalet Bakanlığına ait olduğuna hükmedildiği belirtilen açıklamada, şu hususlara yer verildi:

”Bakanlığımızda 1 Ocak 2009 ile 3 Kasım 2009 tarihleri arasında toplam 9 bin 273 kanun yararına bozma dosyası işlem görmüş, bunlardan incelenmesi tamamlanan 5 bin 128 dosya kanun yararına bozma yoluna gidilmeyerek mahalline iade edilmiş, sadece 2 bin 292 dosya Yargıtaya gönderilmiştir. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere gelen başvuruların tamamı için değil, hukuka aykırı olduğu düşünülenler için kanun yararına bozma talebinde bulunulmaktadır.

Anayasanın 6′ncı maddesinde ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.’ hükmü yer almaktadır. Bir kurulun Anayasa’da zikredilmiş olması o kurulun Anayasa ve yasalarda kendisine verilmeyen yetkileri kullanabileceği anlamına gelmemektedir.

Bakanlığımızın yetkisinde olan bir hususun talimat formatında Bakanlığımıza dayatılması, ayrıca açıklamalarda bu hususlara yer verilerek ivedilikle yerine getirilmesinin beklendiği ve takip edileceğinin belirtilmesi Bakanlığımızın yetkilerine müdahale anlamında olup, kabul edilmesi mümkün değildir.

Adalet Bakanlığı, Anayasa ve kanunlarla kendisine verilen görevleri, bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuka uygun şekilde yerine getirmeye devam edecektir

PostHeaderIcon Neden Bu Haldeyiz

Alphan Manas’ın İzmir’e yapılacak olan yeni stadın gereksiz olduğunu söylemesine Mahmut Özgener tepki gösterdi
Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir’ yapılması planlanan yeni stada ilişkin, ”Euro 2016′yı alamazsak da bu stat projesini, aynı sıcaklıkta Türk futbolunun geleceği adına korumak lazım” dedi.

İzmir’deki meslek odaları, yerel yönetim ve sivil toplum örgütleri temsilcilerinin katılımıyla oluşan İzmir Ekonomik Kalkınma Koordinasyon Kurulu’nun 5. genel kurul toplantısı, tarihi havagazı fabrikasında gerçekleştirildi.

Özgener, toplantıda, İzmir’de yapılması planlanan stadın yeri ve gelinen son durumla ilgili katılımcıları bilgilendirdi ve gelen soruları yanıtladı.

Stadın çizimini yapmak üzere dünyanın önde gelen şirketlerinden sayılan Arena ile anlaşıldığını belirten Özgener, ”40 bin 500 kişi kapasiteli bir stat yapılması öngörülüyor. Çizimler, hazırlıklar bu yönde. İlerledikçe ayrıntıları sizlerle paylaşacağız. İzmir’in projesinin ana teması bir amfitiyatro havasında bir stadyum yapılması şeklinde. Proje buna göre hazırlanıyor” diye konuştu.

Euro 2016′nın kendileri için çok önemli olduğuna dikkati çezen Özgener, şöyle devam etti:

”Ama olaya bu şekilde bakmamak lazım. Euro 2016 bizim için önemli bir öncelik tabii. Ama Euro 2016′yı alamazsak bu stat projesini aynı sıcaklıkta Türk futbolunun geleceği adına korumak lazım. Türkiye’deki futbol koşullarının çok daha iyi durumda olması lazım. Biz bunu fırsat bildik.”

Özgener, stadın maliyeti konusuna ilişkin olarak da, ”Koltuk başı maliyet 2 bin ile 4 bin 500 Avro civarında. Bundan daha aşağı bir fiyatta istediğimiz şekilde yapabileceğimize inanmıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Stadın, bölge yapısına uygun amfitiyatro biçiminde planlandığını, duvarlarının da eski taşlarla kaplanmasının düşünüldüğünü anlatan Özgener, stadın İzmir ve körfez görünümüne sahip olacağını kaydetti.

Özgener, buna benzer projelerin tüm illerde heyecanla karşılandığını belirterek, ”Futbol artık basit bir oyun olmaktan çıktı, bir endüstri haline geldi. Türkiye’de Futbol Federasyonu olarak şikayetçi olduğumuz konulardan biri statlarımızdaki seyirci azlığı. Fiziki koşulların yetersizliğin, bunun en önemli nedenlerinden biri olduğunu düşünüyoruz” dedi.

Projenin İzmir için çok prestijli bir proje olduğu görüşünü dile getiren Özgener, stadın çevresine alışveriş merkezi ve otel gibi gelir getirici başka projelerin de yapılabileceğini söyledi.

Özgener, stada ulaşım konusunda ise, ”İdeal olan stat önüne kadar metronun gelmesi. Bunu yapacak yer de var. Ulaşımın sorun olacağını sanmıyorum” yorumunu yaptı.

-SORULAR-

Özgener, stat hakkında teknik bilgiler verdikten sonra, katılımcıların sorularını yanıtladı.

Zeminin nasıl olacağına ilişkin bir soru üzerine Özgener, statın çok amaçlı kullanılmasının amaçlandığını, stattan mümkün olduğunca fazla gelir elde edilmesinin düşünüldüğünü aktardı. Özgener, ”Bu nedenle çok amaçlı olarak, haftanın 7 günü kullanılabilecek şekilde olması önemli. Bunun için de zeminin hareketli olması lazım” diye konuştu.

Finansman konusundaki bir soru üzerine Özgener, belediyeyi gündeme getirince, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu söz alarak, ”Başından beri bu projeye katkı koymaya hazır olduğumu söylemiştim. Ama bu proje, Futbol Federasyonu ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile hep beraber, seferberlikle yapılabilecek bir proje” dedi.

Özgener de bunu ”Türkiye Projesi” olarak algılamak gerektiğini vurgulayarak, bunun için bir yatırımcı bulunabileceği görüşünü aktardı.

Özgener, şöyle devam etti:

”Mesela Kayserispor eski stadyumunu vermiş, yerine yenisi yapılmış. Şu bir gerçek ki; bu stat yapıldığı takdirde İzmir’in üçüncü stadı olacak. İzmir’e 2 stat çokken, üçüncüsü fazla gelecek. Diğer 2 stat kullanılmayacak. Alsancak ve Atatürk Stadı’na ihtiyaç kalmayacak. Bence değişik modeller üzerinde tartışmalıyız.”

Sponsorlukla bu maliyetin karşılanıp karşılanamayacağı yönündeki bir soru üzerine de Özgener, bunun yalnızca sponsorlukla yapılamayacağını dile getirerek, ”Bu maliyeti karşılamada yatırımcı bulmak koşuluyla diğer statlardan yararlanılabilir” dedi.

-”KRAL ÇIPLAK”

Katılımcılardan Alphan Manas ise söz alarak böyle bir statın gereksiz olduğunu anlattı.

”Kral çıplak. Bence bu ülkenin bu stat için 80 milyon dolar harcayacak parası yok” diyen Manas, Atatürk Stadı’nın yeterli olduğunu, yeni statla lüks ve gereksiz bir harcama yapılacağı görüşünü aktardı.

Özgener, bunun üzerine şöyle konuştu:

”Sizin bu sözleriniz üzerine ben de üzüldüğümü ifade etmek istiyorum. Futbolun bir şehrin büyümesinde ne kadar büyük rol oynadığına, değişik yerlerde, değişik örneklerde rastladım. Tabii ki bu tercih meselesi. Eğer bu stadın İzmir’de yapılıp yapılmayacağını tartışacaksak, ‘Futbolda neden bu haldeyiz, niye Süper Lig’de takımımız yok?’ diye düşünmemiz lazım.”

Bunun üzerine Manas, Türkiye’de İddaa projesini kazandıran kişi olduğunu belirterek, ”Devlet, bu projeyle yılda 1 milyar dolar para kazanıyor. Bu konuda görüş bildirebilecek bir kişiyim” dedi.

-YAPIMI PLANLANAN STAT-

Verilen proje bilgilerine göre, statta, televizyon araçlarının park edebileceği 7 bin metrekarelik alan bulunacak.

Saha boyutu en ideal ölçü olan 105×68 metre olacak. Reklam panolarının yüksekliği 90 santimetre olarak hazırlanacak. 200 metrekarelik 2 soyunma odası, 100 metrekarelik 2 ısınma odası yer alacak. Tüm tribünlerin üstü kapalı olacak. Her koltuğun görme açısı mükemmel ayarlanacak. Her 1000 seyirciye 7 metre büfe alanı, her 200 erkek izleyiciye bir tuvalet, her 50 bayan izleyiciye bir tuvalet düşecek, engelli tuvaleti bulunacak. Maç anında medya, çalışanlar ve gönüllüler için 500 kişilik lokanta olacak. Medya tribününde 860 kişi oturabilecek, 10 adet de televizyon stüdyosu bulunacak

PostHeaderIcon Polisten Vadiye Yardım

Kurtlar Vadisi polisten yardım istedi
Korsan kopyalar satılmaya başlandı

“Kurtlar Vadisi Galdio” filminin başrol oyuncusu Musa Uzunlar, yakında gösterime girecek filmin korsan kopyaları ile ilgili İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nü ziyaret ederek, korsana karşı önlem alınmasını istedi.

Salih AYDIN / AHT

Filmin yapımcı şirketi Pana Film’in Genel Müdürü Saadettin Namoğlu ve avukatı ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gelen Uzunlar, Güvenlik Şube Müdürlüğü yetkilileri ile görüştü. Emniyet Müdürlüğü’nden çıkışında basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Uzunlar, film daha gösterime girmeden korsanının çıktığı söylentilerinin kendilerini rahatsız ettiğini belirterek, “Ankara’da satılan korsan CD’lerin boş olduğunu öğrendik. Gerekli önlemler alınacak” dedi. Oyuncu Uzunlar, şöyle konuştu:

”Korsan ürünlerin satışlarıyla emeklerin bir kalemde elden gitmesi hepimizi çok üzüyor. Bütün vatandaşlarımızın duyarlı olacaklarını umuyorum. Eğer bir şeye emek harcıyorsanız karşılık alamıyorsanız zarar görüyorsunuzdur. Şirketin mali bir emeği var. Bu filmde çalışan insanlar var. Her alanda korsan, bu işte emeği olanlara zarar vermiştir. Bize de zarar verecektir. Duyumlarımız var. Biz bunları engellemeye çalıştık. Emniyetin gösterdiği duyarlılığa teşekkür ediyoruz.”

Pana Film’in avukatı Faruk Çetinkaya ise, halkın kandırıldığını ifade ederek, “Satılan CD’ler boş. Halkımız bu konuda kandırılıyor. Bütün vatandaşlarımızın duyarlı olacaklarını umuyorum” şeklinde konuştu.

Güvenlik Şube Müdürlüğü yetkilileri ise korsan ürünlerle mücadeleleri ve operasyonlarının sürdüğünü belirterek, Pana Film şirketinin yaptığı başvurunun değerlendirildiğini kaydetti

PostHeaderIcon iade Edilmior

Abdülkadir Aygan iade edilmiyor
İsveç Yargıtay’ı Türkiye’nin talebini reddetti

İsveç’e sığınan ve bir süreden beri bu ülkede yaşayan terör örgütü PKK üyesi Abdulkadir Aygan’ın Türkiye’ye iade talebini görüşen İsveç Yargıtay’ı, Aygan’ın Türkiye’ye iadesini reddetti.

Türkiye’nin isteği üzerine Abdulkadir Aygan’ın iade talebiyle ilgili dosyayı inceleyen mahkeme üyeleri, Aygan’ın Türkiye’ye iade edilmemesine karar verdi.

Karardan sonra bir açıklama yapan Aygan’ın İsveçli avukatı Gunnar Larsson, müvekkilinin iade talebine karşı yaptıkları itiraz dilekçesinde bazı sakıncaları sıraladıklarını söyledi.

Aygan’ın iade istemiyle ilgili son kararı önümüzdeki günlerde İsveç hükümetinin vereceğine dikkati çeken hukukçular, mahkemenin ret kararından sonra hükümetin aksi yönde bir karar almasına ihtimal vermiyor

PostHeaderIcon beşiktaş kazanır

Adnan Polat Beşiktaş Fenerbahçe derbi maçını yorumladı

Galatasaray Kulübü Başkanı Adnan Polat, Beşiktaş ile Fenerbahçe takımları arasında ligin 13. haftasında oynanacak derbi maçta normal sonucun, Beşiktaş’ın maçı kazanması olacağını söyledi.

1905 Galatasaraylı Yönetici ve İşadamları Derneği’nin (GSYİAD) Akatlar Kültür Merkezi’nde düzenlediği bilgilendirme toplantısına katılan Polat, burada basın mensuplarıyla sohbet etti.

Beşiktaş-Fenerbahçe arasında oynanacak derbi maçla ilgili bir soruyu yanıtlayan Polat, basın mensuplarına ”Sizin gönlünüzden geçen ne?” diye sordu. Bir basın mensubunun ”Beşiktaş kazanır” demesi üzerine Polat, ”Benim de gönlümden o sonuç geçiyor. Zaten normalde de düşünülen önce Beşiktaş’ın kazanması, sonra maçın berabere bitmesi” karşılığını verdi.

-”GEZER KORKTU”-

Polat, ”Derbi maçta hayal kırıklığı yaşadım” derken, bunun, hakem Bünyamin Gezer’in maçı iyi yönetememesinden kaynaklandığını ifade etti.

Bünyamin Gezer’in korktuğunu öne süren Adnan Polat, ”Taraftardan ve atmosferden etkilendi. Maçı iyi yönetemedi, beni üzen de bu oldu. Yediğimiz ofsayt gol var, penaltı tartışmalı. Keita’ya yapılan faul yedi saniye devam etti, orada daha erken faul verseydi, bu kırmızı kart olmazdı. Bünyamin Gezer korktu” şeklinde konuştu.

-”FENERBAHÇE’Yİ EN İYİ ŞEKİLDE AĞIRLAYACAĞIZ”-

Başkan Polat, Fenerbahçe’yi, Ali Sami Yen Stadı’nda en güzel şekilde ağırlayacaklarını söyledi.

Bütün kulüplere maç öncesinde yaptıkları yemek davetini Fenerbahçe’ye de yapacaklarını belirten Polat, bir hafta öncesinden, taraftarlara, olay çıkmaması için telkinde bulunacaklarını kaydetti.

-”KEWELL’IN DURUMU SEZON ORTASINDA BELLİ OLUR”-

Başkan Polat, sezon sonunda sözleşmesi bitecek olan Avustralyalı oyuncu Kewell’ın durumunun, sezon ortasında belli olacağını söyledi.

Kewell’ın sezon sonuna kadar sözleşmesinin bulunduğunu ifade eden başkan Polat, ”Biz devre arasında teknik direktörümüzle konuşup, tüm oyuncular hakkında rapor alacağız. Bu rapordan sonra kiminle devam edip etmeyeceğimize karar veririz” dedi.

-”FUTBOLCULARIMIZ YORULDU”-

Başkan Adnan Polat, bu sezon 30′un üzerinde maç yapan Galatasaraylı oyuncuların yorulduğunu ifade eti.

Bir futbolcunun, normalde bu kadar maçı bir sezonda oynadığını belirten Polat, yorgunluğun takım üzerinde etkisinin olduğunu dile getirdi.

Galatasaray’ın ligde bulunduğu yerden memnun olmadığını kaydeden Polat, ”Galatasaray lider olursa, her maçı kazanırsa memnun olurum, ancak oyunculardan çok memnunum, Florya’daki havadan çok memnunum. Her zaman söylüyorum, ilk yarıyı fazla kayıp yaşamadan kapatmamız lazım” şeklinde konuştu.

-ELANO, LEO FRANCO VE ARDA-

Başkan Polat, Elano, Leo Franco ve Arda hakkındaki soruları da yanıtlarken, Elano’nun bir türlü istikrarlı bir şekilde oynayamadığını kaydederek, ”Tam oynamaya başlayacak, Brezilya’ya milli takıma gidiyor. Ben ABD’ye gidiyorum, 2-3 gün kendime gelemiyorum. Onlar nasıl futbol oynuyor, şaşırıyorum. Yoksa Elano’nun kalitesinden hiç kuşkum yok” dedi.

Arda’nın baskı altında olduğunu, ancak bunun üstünden geleceğine inandığını vurgulayan Polat, Leo Franco’nun yediği gollerle ilgili ise sadece bu oyuncuyu suçlamamak gerektiğini belirtti.

Bu arada, gazetecilerin, Hürriyet Gazetesi Spor Koordinatörü Ercan Saatçi ile ilgili sorularını da yanıtlayan Polat, şunları söyledi:

”Medyada Fenerbahçe taraftarı spor müdürleri de var. Biz bunlara bir şey diyor muyuz? Burada sıkıntı, bazı mevkilerde taraflı olamazsınız. Futbol Federasyonu başkanı taraf olabilir mi? Taraflı bir kişinin spor gazetesinin başında olması, Galatasaray’ı rahatsız ediyor.”

Deplasmandaki Diyarbakırspor maçında, çok mükemmel şekilde ağırlandıklarını da dile getiren Polat, ”Daha şimdiden, onları nasıl ağırlayacağımızı düşünmeye başladım” ifadesini kullandı

PostHeaderIcon Yarbay Tutuklandı

İrticayla Mücadele Eylem Planı başlıklı belgede ıslak imzası bulunduğu öne sürülen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, sevk edildiği mahkemece tutuklandı

Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde, Cumhuriyet savcıları tarafından, ”İrticayla Mücadele Eylem Planı”na ilişkin ifadesi alınan Çiçek, tutuklanması istemiyle sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

Mahkeme, Çiçek’in tutuklanmasına karar verdi

PostHeaderIcon Polise Silahlı Saldırı

Avcılar da polis ekibine silahlı saldırı Bir polis yaralı İki şüpheli de tedavi altında

Avcılar’da bir polis memuru, silahlı saldırı sonucu yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Denizköşkler Mahallesi’nde devriye görevi yapan Avcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki polis ekibine silahlı saldırıda bulunuldu.

Saldırı sonucu yaralanan bir polis memuru, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.

Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

POLİSİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR

Alınan bilgiye göre, Deniz Köşkler Mahallesi Şehit Hüseyin Demiroğlu Sokak’ta kimlik kontrolü yaparken durdurduğu 2 kişi tarafından tabancayla vurulan polis memuru Ufuk Eren’in, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki tedavisi devam ediyor.

Polisle silahlı çatışmaya giren 2 şüphelinin de yaralandığı ve çevredeki hastanelerde tedavi altına alındıkları öğrenildi. Saldırıda kullanılan silahların da ele geçirildiği belirtildi.

ÇAPKIN’DAN AÇIKLAMA

Yaralı polis memurunu hastanede ziyaret eden İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Esenyurt’ta polisi silahla yaralayan kişilerin illegal bir örgüte mensup olduklarını açıkladı. Saldırganların üzerinde biri otomatik olmak üzere 3 silah bulunduğu belirten Çapkın, “Şahısların eyleme gitmek üzere olduğu anlaşılıyor” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Esenyurt’ta kimlik kontrolü yapmak istediği kişiler tarafından vurulan polis memuru Ufuk Eren’i hastanede ziyaret etti. Hastanede polis memurunun sağlık durumu hakkında bilgi alan ve “geçmiş olsun” diyen Çapkın, çıkışta basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.

Polisin durumundan şüphelendiği 2 kişinin kimliğini istediği sırada olayın meydana geldiğini belirten Çapkın, “Kimlik kontrolü yaptığı sırada şahıslardan biri silahını çekip memur arkadaşı vuruyor. Kaçmaya çalışan 2 saldırgan da yaralı arkadaşımızın yanındaki başka bir polis tarafından vuruluyor. Biri ayağından biri omuzundan yaralanan 2 saldırgan daha sonra bölgeye sevk edilen diğer ekiplerimiz tarafından yakalanıyor.” şekline konuştu. Şahısların, illegal bir örgüte mensup olduklarını belirten Çapkın, örgütün adını vermedi.

Saldırganların üzerinden bir otomatik tüfek ve 2 tabancanın çıktığını ifade eden Çapkın, şahısların üst üste 2 mont ve 2 pantolon giydiklerini söyledi. Saldırganların bu şekilde giyinerek eşgal belirlemeyi güçleştirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Hüseyin Çapkın, “Silahları ve giyimlerinden şahısların eyleme gitmek üzere olduğu anlaşılıyor. Polis arkadaşlarımız çok önemli bir iş yaptılar. Hepsine yürekten teşekkür ediyorum.” dedi.
Son zamanlarda performans ölçümüne göre bir sistem oturttuklarını ve önleyici hizmetler ekiplerinin yolda şüphelendikleri kişilere kimlik kontrolü yaptıklarını belirten Çapkın, “Böyle bir olayda aniden çekilen bir silah ve polisin yaralanması söz konusu” dedi. Çapkın polis memurunun bilincinin açık olduğunu, saldırganların da sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti

PostHeaderIcon Cimbom Diyarı

Galatasaray, çekinerek geldiği Diyarbakır deplasmanından zor da olsa 3 puanla ayrılmayı başardı: 2_1

Hafta içinde UEFA Avrupa Ligi’nde üst tura çıkmayı garantileyen Sarı-Kırmızılı takım, gözünü lige çevirerek, Diyarbakır deplasmanının yolunu tuttu.

Konuk ekip de ligden çekilme iddialarını geri çektikten sonra bir Galatasaray galibiyetiyle moral bulma peşindeydi. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı.

-MÜCADELE ALKIŞLANDI-

Mücadelenin ilk yarısına evsahibi Diyarbakırspor hızlı başladı. Kırmızı-Yeşilli ekip 11. dakikada Mendoza’nın ayağından bulduğu golle 1-0 üstünlüğü yakaladı. Golü yedikten sonra ataklarını sıklaştıran Galatasaray 43. dakikada sabri nin golü ile eşitliği yakaladı ve soynuma odasına 1-1′lik eşitlikle gitti.

İkinci yarıya da etkili başlayan Galatasaray 51. dakikada Kewell’ın ara pasına hareketlenen Arda’nın attığı golle 2-1 öne geçti.Sonraki bölümlerde iki takımda girdiği pozisyonları değerlendiremezken 64. dakika da Galatasaray’da Barış 2. sarı karttan takımını 10 kişi bıraktı. Diyarbakırspor rakibinin de eksik kalmasıyla rakip kalede ataklarını sıklaştırsa da maçın skoru değişmedi ve Galatasaray bu zorlu deplasmandan 3 puan çıkartmayı başardı.

-DİYARBAKIRSPOR: 1 – GALATASARAY: 2-

Stat: Atatürk
Hakemler: Tolga Özkalfa, Baki Tuncay Akkın, Ekrem Kan
Diyarbakırspor: Espinoza, Şener, Abdullah (Erdal dk. 70), Tolga, Basem, Celaleddin (Job dk. 85), Ümit (Erdinç dk. 75), Diallo, Adnan, Mendoza, Tazemeta
Galatasaray: Franco, Sabri, Gökhan Zan, Servet, Hakan, Ayhan, Mehmet Topal, Barış, Arda (Elano dk. 88), Kewell, Nonda (Linderoth dk. 69)
Goller: Mendoza (dk. 11) (Diyarbakırspor), Sabri (dk. 43), Arda (dk. 52) (Galatasaray)
Kırmızı kart: Barış (dk. 64) (Galatasaray)
Sarı kartlar: Şener, Tolga, Espinoza, Erdinç (Diyarbakırspor), Barış (Galatasaray)

PostHeaderIcon Beterin Beteri

Galatasaray taraftarını çileden çıkaran Ercan Saatçi nin geçmişte yaptıkları PES artık dedirtiyor

Galatasaraylılar’ın büyük tepkisini çeken Ercan Saatçi, 1995 yılında Biz Burdayız” isimli şarkısına çektiği kliple de ortalığı karıştırmıştı. Klipte Sarı-Kırmızılı taraftarın silahından çıkan kurşunla bir çocuk vuruluyordu.

Galatasaray için söylediği sinkaflı sözlerle gündemi değiştiren ve Sarı-Kırmızılı camianın hedef tahtası haline gelen Ercan Saatçi konusunda geçmişe yaptığımız kısa bir yolculuk, iki unutulmaz olayı gündeme getirdi… 28 Nisan 2008’deki yazısında “Galatasaray tribünlerindeki sarı ve kırmızı kartonları anladım da yeşil rengin aynı
tribünde olmasını anlayamadım. Manidardı doğrusu” ifadesini kullanması sonrasında gelen tepkilere sessiz kalarak olayın büyümesine neden olan Saatçi, televizyon programında sarf ettiği sinkaflı sözlerinin ortaya çıkmasından sonra ise “Kayıt dışıydı” bahanesine sığınarak özür dilemişti.

Özür dilerken bile bir açık kapı bırakarak “Bunu herkes yapıyor” demeye getiren Saatçi’nin benzer bir tavra
1995 yılında da imza attığını hatırlatalım. O dönemlerde şarkıcılık yapan Ercan Saatçi’nin “Biz Burdayız” adlı parçası için çektiği klipte, Galatasaraylı bir taraftarın tabancasından çıkan kurşun bir kız çocuğunu öldürüyordu.

HEPSİ RASTLANTI MI?

Türkiye’nin adeta bir sirke benzetildiği klipte; politikacılar, dolandırıcılar, fahişeler ve fanatikler yer alıyor. Görüntülerdeki iki fanatik taraftarlardan biri Fenerbahçeli diğeri ise Galatasaraylı. Klibin sonunda,
Galatasaraylı taraftarın silahını çekerek bilinçsiz bir şekilde ateş etmesi sonucu küçük bir kız çocuğu vurularak ölüyor.

Klipte öfke dolu bir suratla oynayan Saatçi’nin piyasaya çıktığı dönemde çok tartışılan şarkısının sözleri de bir hayli
anlamlı… “Nedir ulan bu çıkar kavgası, ülke elden gidiyor dalgası… Burası Türkiye yerinde duruyor, gidenler gider ablası… Biz burdayız, gitmeyiz, ülkemizi bekleriz. Karşı çıkan olursa a… (Ardından silah sesleri geliyor.)

Kısa bir süre önce Hürriyet Gazetesi Spor Koordinatörlüğü görevine getirilen Ercan Saatçi, sözleri, yazıları ve klipleriyle hep aynı kapıya çıkan bu “Galatasaray yaklaşımı” konusunda bakalım herhangi bir yorum yapacak mı?

ÖZÜRLER BİTMİYOR

Ercan Saatçi, 1995’te olay yaratan klibin gösterime girmesinden sonra Galatasaraylılar’dan yine özür dilemişti.
Saatçi, gelen tepkiler nedeniyle, o tarihlerde yayınlanan Aktüel isimli haftalık haber dergisine verdiği röportajda
“Galatasaraylılar beni affetsin” demişti. Ama Saatçi bu provokatif hatasını halen istikrarlı biçimde sürdürüyor!
Dolayısıyla Sarı-Kırmızılı camia artık gelen özürleri samimi bulmuyor

PostHeaderIcon Hoşgeldin Özgürlük

Abdullah GüL Affetti

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, yasadışı suç örgütü üyesi olmaktan ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ve 14 yıldır yattığı Elbistan Cezaevi’nde kansere yakalanan DHKP-C üyesi Güler Zere’nin af kararını imzaladı. Güler Zere (37), dün akşam, tedavi gördüğü Çukurova Üniversitesi Balcalı Tıp Fakültesi Hastanesi’nden tahliye edildi. Yoğun enfeksiyon riski bulunan Zere, ambulansla Ortadoğu Hastanesi’ne götürüldü. Zere’nin, tedavi için İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edileceği bildirildi. Kızının affedildiğini, HABERTÜRK muhabirinden öğrenen Baba Haydar Zere,“Yaaa artık kızım serbest mi? Sizin sayenizde sevindim. Aylardır gülmeyen yüzüm güldü. Ancak, kızımın ölümcül hastalığından dolayı üzgünüm. Serbest kaldığı için de seviniyorum” dedi.

Alkışlarla karşılandı

Güler Zere, hastaneden tekerlekli sandalyeyle çıktı. Kapıdan gülerek çıkan Güler Zere, 121 gündür hastane önünde oturma eylemi yapan grup tarafından çiçek ve
alkışlarla karşılandı