Archive for the ‘Magazin’ Category
Ünlülerin Bayram Mesaisi
Demet 135 bin tL Alacak
İŞTE ÜNLÜLERİN BAYRAM TRAFİĞİ… KİM NEREDE OLACAK?
Seda Sayan: Bayramı Nihat Doğan ile birlikte İtalya’da geçirecek…
Bülent Ersoy:Kıbrıs’ta konser verecek
IŞın Karaca: Kıbrıs’ta konser verecek
Nez: Kıbrıs’ta sahne alacak…
İzzet Yıldızhan: Kıbrıs’ta sanheye çıkacak…
İbrahim Tatlıses: 23 Ekim gecesi Queen’s Part Hotel’de Antalya’da 2 konser verip, dizi çekimleri için İstanbul’a dönecek…
Sertab Erener: Antalya, Limax Lara Deluxe Hotel’de 24 Ekim gecesi sevenleriyle buluŞacak
Hülya AvŞar: Antalya’da 2 konser verecek…
Ajda Pekkan: Majesty Hotel Resort ve Mirage Park Hotel’de 23 Ekim gecesi sahne alacak…
Nükhet Duru&Cenk Eren: İkili 24 Ekim gecesi Antalya Majesty Hotel Resort ve Mirage Park Hotel’de sahne alacak.
Demet Akalın: 24 Ekim gecesi Antalya Queen’s Part Hotel’de sahne alacak bayram’da…
Kenan Doğulu: İstanbul’da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı konserinde sahne alacak…
Ebru GündeŞ: Antalya IC Green Palace Hotel’s de sahne alacak…
Sibel Can: Bayramın 23 Ekim günü Beldibi Antalya’da Sungate Port Royal’de sahneye çıkacak…Ünlü sanatçı, 24 Ekim günü Papillon Hotels’de de sahneye çıkacak…
Funda Arar: 22 Ekim günü Beldibi Antalya’da Sungate Port Royal’de sahneye çıkacak…
Özcan Deniz: Antalya 3 konser… Özcan Deniz’in sahne alacağı otellerden biri Mirada Hotel… Sanatçı konserlerin ardından Göcek’tek teknesinde tatile çıkacak…
Deniz Seki: Bayramın 1. günü Antalya IC Green Palace Hotel’s de sahneye çıkacak…
Serdar Ortaç: Bayramın 2. günü Antalya IC Green Palace Hotel’s, İzmir’de sahne alacak…
Gülben Ergen: Antalya’da 2 konser verecek…
AliŞan: Almanya’da sevenleriyle buluŞacak…
Nurhan Damcıoğlu: Kemer Alatimya Village Hotel’de, kanto rüzgarı estirecek…
Kıraç: Antalya 24 Ekim gecesi Antalya IC Hotel’s Santai’de sahne alacak sanatçılardan biri…
Rafet El Roman: Almanya’da konser verecek…
Zeynep Dizdar: 24 Ekim günü Rixos Tekirova Hotel’de… Aynı otelde 23 Ekim’de sahne alacak diğer isim ise Ümit Sayın…
Tarkan-Amerika’da tatiline devam edecek…
Petek Dinçöz: Bayramda 7 ayrı yerde sahne alarak adeta mekik dokuyacak. Antalya Selge Beach Resort SPA’da 26 Ekim gecesi sahne alacak… Mersin. ÇeŞme, Antalya. İzmir, Kıbrıs ve Almanya’da.. Yalın’da aynı otelde 24 Ekim gecesi Şarkılarıyla tatilcileri eğlendirecek…
Muazzez Ersoy: ÇeŞme, İzmir, 24 Ekim’de Afyon Oruçoğlu Termal Otel’de ve Mersin’de konser verecek…
Gökhan Tepe: Kemer The Maxim Resort Hotel’de…
Hande Yener: 24 Ekim gecesi Belek’teki Premium Rixos’ta sahne alacak.
Rafet El Roman: 24 Ekim gecesi Belek’teki Premium Rixos’ta sahne alacak. Ardından Almanya’da konser vermeye gidecek…
Deniz Seki: 24 Ekim gecesi Alanya Pegasos Resort’ta sahne alacak…
Mahsun Kırmızıgül: O da Hüner CoŞkuner gibi Didim Caprise Palace Hotel’de bayram’da sahne alacak…
Hüner CoŞkuner: Didim Caprise Palace Hotel’de bayram’da sahne alacak isimlerden biri…
Zara: Türk Halk Müziğinin sevilen ismi Zara, 24 Ekim günü Afyon Korel Thermal Resort Clinic&SPA’da konser verecek…
Fedon: İstanbul’a 60 km mesafedeki Durusu Park Otel’de sahneye çıkacak…
Aydın: Ramazan Bayramında İstabul’u tercih eden Aydın, Kolin Otel’de sahne alacak…
Metin Şentürk: Afyon İkbal Temal Otel’de 24 Ekim gecesi sahneye çıkacak…
Soner Arıca: 23 Ekim’de Afyon Oruçoğlu Termal Otel’de sahne alacak…
Şeker Bayramı’yla birlikte ünlü isimlerin sahne programları da hareketlendi. İstanbul, İzmir, Antalya’dan başka yurtdışında da bayram ekstrasına çıkacak olan isimler, bayramı hayranlarıyla birlikte kutlayacak.
Aldatılan erkek ya döver ya öldürür

Emre Altuğ, JOY Dergisi’ne yeni filmini, evliliğini ve babalık heyecanını anlattı
Emre Altuğ şu sıralar hem yeni filminin hem de yeni doğacak bebeğinin heyecanını bir arada yaşıyor. Filmde sevgilisini aldatan bir erkeği canlandıran Altuğ, gerçek hayatta birkaç kez aldatıldığını söylüyor. Aldatılan bir erkeğin intikam almak yerine fiziksel şiddeti tercih edeceğini düşünen Emre Altuğ, JOY Dergisi’ne verdiği röportajda kıskançlığını da ‘görev’ icabı belli ettiğini itiraf ediyor.
-18 Eylül’de ‘Sizi Seviyorum’ vizyona girecek. Buradaki rolünüzü biraz anlatır mısınız?
Film 30’lu yaşların başında genç bir adamın, sevgilisini tatildeyken aldatması ve kızın eve erken dönüşü sonucu basılmasıyla başlıyor. Biraz pişkin bir karakter… Olayın ve kızı ne kadar sevdiğinin farkında değil. Kız evi terk edince gerçek duygularıyla yüzleşiyor.
Siz çapkın bir erkekmisiniz peki?
Değilim. Çapkın olmanın gerekliliklerini yerine getirmeyi beceremem. Çapkın olmak pişkinlik, girişim, cesaret ister. Bende bunlar çok fazla yoktur. Ben ortamın içinde sosyal ilişkisi güçlü olan bir adamım.
-Kadınlar sizi beğenince de kendiliğinden oldu birtakım şeyler yani…
Evet. Bana bir şey belli etmeyen bir kadına hayatımda yaklaştığımı hatırlamam. Korkmuşumdur hep.
-Reddedilmekten mi korkuyordunuz?
Evet. Utangacımdır, ama sonrasında tam tersine dönerim. Bir şey yaşanacaksa çok cesur olabilirim.
-Peki siz hiç aldatıldınız mı?
-Aldatıldım galiba. İlişkinin hangi döneminde
olduğuna, bir de gelen dedikoduların ne kadarının doğru olduğuna bakmak lazım. O dedikodulara bakarsak adatılmışım. Bana itiraf edense olmadı.
-Kimseyi basmadınız yani!
Hayır, hiç. Böyle bir olay başınıza gelse vereceğiniz tepki karşınızdaki ne hissettiklerinizle çok alakalıdır. Kimini hiç takmazsınız, kimini öldürmek isteyebilirsiniz. Genel bir şey söyleyemem.
-İntikam olayına nasıl bakıyorsunuz?
İntikam erkeklere göre değil, kadınlara göre birşeydir. Erkeğin intikamı ya öldürmek ya da dövmektir. Yani fiziksel bir harekettir.
-Çetrefilli düşünceler kadınlara göre diyorsunuz!
Erkek bunu yapamaz, çünkü bu onu tedavi etmez. Gidip intikam için başka bir kadınla birlikte olsa da meseleyi atlatamaz. Atlatması için, ilkel bir beyinse, fiziksel bir tepki verir, değilse zamana bırakıp unutmaya çalışır. İntikam alınca rahatlayan kadındır.
-Kıskanç mısınız?
Tabiiki. Kıskanırım ama çok belli etmem. Belli etmeyi ve bu yüzeden tartışma çıkarmayı sevmem.
-Neleri kıskanırsınız?
Herşeyi kıskanırım. Mesela yeni bir şey almışsa kendine, “Banane aldın?” diye sorarım. Elbette karşı cinsten de kıskanırım. Ama bu olay çıkartmamı gerektirmez. Hiç bir zamanda yapmamışımdır. Bir kaç defa dile getirmişimir,
çünkü kadınlar bunu seviyor. Ben kıskançlık yüzünden kavga etmedim hiç, ama kıskanmıyorum diye kavga ettiğim oldu. Bunu öğrendikten sonra da arada sırada dile getireyim demeye başladım. Görev icabı yani (gülüyor)… Çünkü kadınlar bu şekilde önemsendiklerini hissetmek istiyorlar. Ben de bozmuyorum, söyleyi vereyim ne olacak?
‘ÇAĞLA EVLİLİĞİ KAFASINA KOYMUŞTU’
-Şimdi biraz Çağla Hanım’la olan ilişkinizden bahsede im. Çok fırtınalı bir aşktı…
Hakikaten öyle oldu. Medyada söylendiği kadar ayrılıp, barışmasak da birbirimizin ruhuna epey zarar vermişizdir.
-Peki, nasıl oldu, nasıl karar verdiniz birbirinizden vazgeçmemeye?
Çağla çok daha erken uyandı meseleye. Ben Çağla kadar cesur davranamadım açıkçası. O çok evvel koydu kafaya ve meseleyi kapattı zaten.
-Kadının kafaya koyması daha mı önemli?
Kadın yönlendirebiliyor evet, ama burada benim hissettiğim duygularda önemli. Bir çok kadın onun yaptıklarını yapabilirdi ama beni ikna edemezdi. Ben hâla daha çırpınıyordum, Çağla çoktan evi bile dekore etmişti vallahi.
- Evlilik, hayatınızı nasıl değiştirdi?
Evlenmeden önce Çağla ailesiyle yaşıyordu. Dolayısıyla evlilikle beraber, aynı evde yaşamaya başladık. Bu enteresan oldu. E tabii düşünürken iki kişiyi düşünmeye başlıyorsun. Çağla’yla bu süreci yaşadık ve şimdi artık ‘biz’ olduk.
-Size ne kattı bu süreç?
Şuana kadar beni hep çok iyi, çok huzurlu hissettirdi. İnşallah bozulmaz.
-Evde bir gününüz nasıl geçiyor?
Birbirimizle vakit geçirmeyi çok seviyoruz. Havuza giriyoruz, güneşleniyoruz. Bu yaz daha çok Çeşme’deydik. Çağla aslında Bodrum’cuydu ama ben Çeşme’ci olduğum için, o da benimle olmayı tercih ediyor. Çok seyrek Bodrum’a gittik.
‘Kızım olsaydı benden çok çekerdi’
Emre Altuğ baba olmayla ilgili duygularını anlatıyor: “ Kadınlar gibi organik bir bağımız olmadığı için bebekle bir tanışma süreci var. Çok heyecanlıyım, çünkü çok istediğim bir şeydi. Mümkün mertebe yakın durmaya, Çağla’yla paylaşmaya çalışıyorum. Yardımcılarımız olacak tabii ama çocuğumuzu biz büyütmek istiyoruz. Kurs gibi bir şey alacağız. İlkyardım gibi acil durumlarda
ne yapılması gerektiğini öğrenmek istiyoruz. Bir oğlumuz olacak. Kız olsaydı çok çektirebilirdim. Yani, erkek biraz daha rahat edecek. Kızı kısıtlayabilirdim. Ne bileyim, kıskanırmışım gibime geliyor; babalar kızlarını
kıskanır ya… Farklı bir bağ olduğunu söylerler
İlginç evlenme teklifi
İzdivaç programının yeni sunucusu Zuhal Topal özel hayatı ile ilgili samimi açıklamalar yaptı

‘Bir oyuncu dublaj da yapabilmeli, sunuculuk da’ diyen Zuhal Topal, ‘İzdivaç’ programını sunmaktan çok keyif aldığını söylüyor. Yayına başladığı ilk gün başına gelen canlı yayın kazası hakkında çok da konuşmak istemeyen Zuhal Topal, ‘böyle bir şey olmasını istemezdim, ilk programın nazarıdır’ diyor.
BÖYLE EVLENMİŞLERDİ
- İlginç bir evlilik teklifi almışsınız, bunu sizden dinlesek…
Bir akşam Korhan’a oturmaya gittiğimde ‘ilginç bir mail geldi, okur musun’ deyip içeri geçti. Okudukça ‘Seninle bir ömür geçirmek isterim’ diye başlayan bu mailin bana yazılmış olduğunu anladım. Duygularını çok hoş sözlerle ifade eden bir yazıydı. O kadar güzel şeyler yazmıştı ki okurken ağlamaya başlamıştım. Meğer bu esnada haberim olmadan kurduğu kamerayla da beni çekiyormuş! Mektubun sonuna doğru ben şoka girmiş bir haldeyken elinde bir yüzükle yanıma geldi ve evlenme teklif etti. Hoş bir teklif olmuştu. Sonra da kameraya çekilen görüntülerimi seyretmiştik.
- Evlilikte keramet vardır derler, evliliğin size uğur getirdiğini düşünüyor musunuz?
İnsanların uğuruna, bereketine ve ayağının tozuyla getirdiği hayra çok inanırım. Hayatınızda bir yolun açıldığını hissedersiniz ya; Korhan’la birlikte onu gördüm. Ailemle aram çok iyidir ve sevdiklerime çok düşkünümdür, işlerim de fena değildir. Hayatımdaki tek eksik aşktı ve açıkçası pek de umudum yoktu. Karşıma istediğim gibi biri çıkmadığı için artık evlenemem diye düşünüyordum. ‘Bu gidişle hayatımda aşk da olmaz, varsın olmasın’ derken karşıma Korhan çıktı. Evliliğe de sıcak bakmadığım bir dönemdi ve o benim bütün fikirlerimi değiştirdi. Hayatımda manevi olarak da bir boşluk doldu ve başka bir sayfa açıldı. Bunun verdiği iç huzur ve mutluluk sanırım iş hayatıma da yansıdı.
- Sizin gibi yeni evlenmiş, mutlu çiftlere ‘evlilik aşkı öldürüyor mu’ diye de sorulmaz şimdi…
(Kahkahalar)… Rahmetli dedemle babaannem de birbirlerinin ağzının içine bakıp çocuk gibi birbirlerini beslerlerdi. Evliliğin aşkı öldürdüğüne inanmıyorum, eğer doğru insanı bulduysanız bilakis pekiştiriyor. Evlilik zor bir şey, istediğiniz kadar aşık olup sevin, aynı eve girdikten sonra her şey değişiyor. Apayrı kültürden gelmiş iki insanı aynı eve koyuyorsunuz, bu çok da kolay değil. Bütün ilişkilerde samimiyetle laubaliliği ayırmak gerekiyor. Tamam, karı-kocasın, aynı evi paylaşıyorsun ama kadınlar eşlerinin yanında kaşını, bıyığını da almasın. Tabii erkekler de saç-sakal bir yerde olmayıp biraz özen göstersinler kendilerine.
İŞTE BU HAYATIMIN ERKEĞİ DEMİŞTİM…
- Evlilik hayali kuran kızlardan mıydınız?
Evlenmeyeceğim derdim. Tam bir cadalozdum anlayacağınız. Gitarım kolumda, rock müzikler dinleyen, konserlere giden gözü kara bir kızdım. Sonra da erken yaşta çalışmaya başladım. Özgürüm, kendi paramı kazanıyorum ne diye evleneyim diyordum. Bu düşüncelerimi değiştirecek biri de çıkmamıştı karşıma.
- Genç kızken talipleriniz çok muydu?
(Kahkahalar)… Korhan da yanımızda şimdi ama valla popüler bir insandım diyebilirim. Burada da durum biraz sakat oldu ama (Gülüyor)… Beğenen çok olurdu ve haber gönderirlerdi. Aslında biraz ‘Erkek Fatma’ydım. Kız arkadaşımdan çok erkek arkadaşım vardı, en çok onlarla kankiydim. Kimseye yüz vermezdim ama taliplerim yok muydu? Vardı vallahi, ne yalan söyleyeyim.
- Müziğe de merakınız varmış keşke bir müzisyenle evlensem der miydiniz?
Öyle bir hayalim olmadığı için aklıma gelmemişti. Sadece evleneceğim kişinin oyuncu olmasını istemiyordum. Ama öyle bir adam ki, ne iş yaparsa yapsın onun için ‘işte bu hayatımın erkeği’ demiştim.
CANLI YAYINDA AĞIZDAN BİR ŞEYLER KAÇABİLİYOR!
- ‘İzdivaç’ programını keşke ben sunsaydım diye içinizden geçiyor muydunuz?
Böyle bir düşüncem yoktu. Değişik kanallardan çok farklı formatlar da teklif edilmişti ama bana uyan bir format olduğunu düşündüğüm için bu teklifi değerlendirdim. İki taraf da ince eleyip sık dokudu. İyi de oldu. Bu programda çok mutluyum ve çok eğleniyorum.
- ‘Papatyam’ dizisinde İzdivaç programını sunan birini canlandırmanızın bunda payı var mıdır?
Bu da etkili olmuş tabii. Sadece yapımcıların değil bütün izleyicilerin de dikkatini çekmiş. Benim o yönümü çok görmedikleri için yapımcılar beğenmiş. O dizide yaptığım taklit bu yönümü parlatmış oldu.
- Canlı yayın kazaları için ne söylemek istersiniz…
İnsanlar tabii ki heyecanlanıyor, ister istemez ağızdan bir şeyler kaçabiliyor. Ama hemen onu telafi edebiliyoruz. Canlı yayın olunca hemen toparlamak gerekiyor.
- İlk programınızda yaşanan canlı yayın kazası için ‘niye benim başıma geliyor’ diye düşündünüz mü?
Aslında bu konulara girmesek iyi olur ama canlı yayın kazasıdır, olabilir. Daha önce de bir sürü kişinin başına geldi. İlk programda böyle bir şey olmasını hiç istemezdim ama oldu. İlk yayın şanssızlığı, nazarıdır ve bir daha da olmasın diyelim.
- Programınıza ilginç kişiler konuk oluyor, mesela bugün biri Sema Çelebi’ye aşkını itiraf etti…
Daha yeniyim ama gelenler içinde enteresan birileri çıkıyor. Sözünü ettiğiniz 80 yaşında bir beydi. Konuklarım çok tatlı ve beni çok şaşırtıyorlar… Gelenlerin hepsi de evlenmek istiyor yani hayat arkadaşı arıyorlar.
- Aşktan ziyade karşı tarafa ‘paran, emekli maaşın var mı’ diye soruyorlar…
Bu durum yaşa göre değişiyor. 50-60 yaş üstü insanlar ‘artık sınırlı ömrüm var, bu saatten sonra can yoldaşı’ bulayım diyor. Daha genç biri tutkulu bir aşk arayabilir ama herkesin şartına, durumuna göre beklentisi oluyor.
MÜJDE AR İYİ OYUNCUDUR
- Bir söyleşide ‘güzelliğim yüzünden rolü kaçırdım’ demişsiniz, benim bildiğim güzellik bu işlerde pek başa bela olmaz ama…
Zeki Demirkubuz’la bir rol için görüşmüştük beni o rol için fazla güzel bulmuştu çünkü o daha çok sarı benizli ve silik bir tip aradığını söylemişti. Bir röportajda da bunu anlatıp rolün gitmesine üzüldüğümü söylemiştim, röportajı yapan arkadaş da bu sözümü ‘cazibem sinemaya fazla geldi’ diye yazmış. İşin aslı budur. Öyle bir şey demedim, demem de.
- ‘Geniş Aile’ dizisinde canlandırdığınız karakterin Müjde Ar’a benzetilmesini nasıl yorumluyorsunuz?
Oynadığım karakter mahallenin Fahriye Ablası gibi; hani bütün gençlerin gönlünü çelmiş, delikanlı, dürüst bir kız. Sanırım Müjde Hanım da zamanında böyle roller oynadığı için benzettiler. Müjde Ar da iyi bir oyuncudur ve ben de beğenirim.
Kadınlar beni kullanıyor
Önceki gece Kıvanç Tatlıtuğ ile görüntülenen sunucu Neşe Sapmaz o gecenin perde arkasını anlattı

Meltem Cumbul ile 1 ay önce ayrılan Kıvanç Tatlıtuğ önceki gece “Uçuş Keyfi” programının sunucusu Neşe Sapmaz ile başbaşa görüntülenmişti.
Karşısında kameraları görüp panikleyen Tatlıtuğ geri vitese aldığı otomobilini ters yöne doğru sürerek dikkatleri üzerine çekmişti. “O gece Kıvanç’ın korktuğu her şey başına geldi” diyen Neşe Sapmaz Vatan’a samimi itiraflarda bulundu:
“Kıvanç’la şöhreti yüzünden hep gözlerden uzak mekanlarda biraraya geldik. Daha önce de birkaç kez kimsenin bilmediği yerde görüştük. Son olarak da Florya’da bir arkadaşının oyun salonuna davet etti. Burada yanımızda ablası, eniştesi, abisi ve birkaç arkadaşı vardı.
O gece bana sürekli olarak ‘İnsanlara hiç güvenmiyorum. Kadınlar şöhretim için beni kullanıyor, bu yüzden çok dikkatli olmak zorundayım’ diyordu. Beni otomobiliyle eve bırakırken de sık sık bu sözleri tekrar ediyordu. Şişli’de benim evin sapağını kaçırıp durunca kameralar bize doğru koşmaya başladı. O da panikle arabayı geri vitese alıp ters yönde ilerledi. Bize bir şey olacak diye çok korktum. Bir sokağın başında beni indirdi. Taksiye binerken kameralar bu kez benim üzerime çullanınca yüzümü kapattım. Kıvanç hemen beni arayıp ’onlara bizim için ne söyledin’ dedi. ’Hiç konuşmadım, yüzümü de gizledim’ deyince ’Ne bir de yüzünü mü kapattın ’deyip sinirlendi ve telefonu kapattı. Bana yüzümü kapattığım için kızıyor, o zaman o niye panik olup arabayı geri geri kullanıyor. Kameraları oraya benim çağırdığımı sanmasın diye ona mesaj attım. Bu aramızdaki son diyalogtu.
Halbuki o gece çok dikkatliydim. Yanlış anlamasın diye cep telefonumu tamamen kapattım, kimseyle mesajlaşmadım. Benden şüpheleniyorsa gerekirse telefon kayıtlarımı bile veririm. Biz daha önce de biraraya geldik. Öyle birşey yapmış olsam ilk görüşmede yapardım. Kıvanç gerçekten ünlü olduğu için çok çekimser davranan bir erkek. Hatta kadınlara hiç güveni yok. ‘Şu dönemde özel hayatıma çok dikkat etmeliyim’ diyordu. O gece korktuğu bütün şeyler başına geldi.
‘Aşkım fotoğraf çektirelim’
1 ay önce ayrıldığı Meltem Cumbul ile ilişkisini Bodrum’da paparazzilerin önünde yaşayan Tatlıtuğ’un yakınlarına “Bundan çok rahatsız oluyordum. Meltem ’Aşkım fotoğraf çektirelim’ deyince kırmıyordum” dediği öğrenildi.
Boşanmadan evliliği kutladı
Ece Erken boşanmak üzere olduğu eşi Tuncer Öztarhan’la evlilik yıl dönümünü kutladı
BU ne perhiz bu ne lahana turşusu! Ece Erken, boşanma davası süren eşi Tuncer Öztarhan’la evlilik yıl dönümünü canlı yayında kutladı…
Önceki gün Mavi Şeker programında “Bugün benim evlilik yıl dönümüm lütfen kutlayın” diyen Erken’i seyirciler alkışladı.
Jigolo kavgası Mahkemede
Seda Sayan Ankaralı Turgut’a dava açıyor
Seda Sayan’ın “Akıllı olsun. Dilini ensesinden alırım, ipini çekerim” dediği Ankaralı Turgut’a karşı kızgınlığı bitmiyor. Sayan bu kez de Turgut’un bir röportajda söylediği “Ülkemizde erkek bayandan her zaman yaşça büyük olur. Ama bayanın erkekten yaşça büyük olması her zaman aşağılanır. Böyle jigolo tutan çok sanatçı var” sözlere sinirlendi. “Bana hakaret etti” diyerek Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı’nda suç duyurusunda bulunan Sayan 50 bin TL’lik tazminat davası da açıyor.
Efsane mankenler yıllar sonra birarada
Podyuma çıkmasalar da hâlâ ekranlarda görmeye devam ettiğimiz eski mankenleri HT Pazar biraraya getirdi

EFSANE MANKENLER YILLAR SONRA BİRARADA
Onlar bir dönemin efsane mankenleriydi. O jenerasyondan sonra mankenlik mesleği de zaten giderek başka şekillere büründü, farklılaştı. Podyuma çıkmasalar da hâlâ ekranlarda görmeye devam ettiğimiz eski mankenleri HT Magazin biraraya getirdi.
HT Pazar- Aynur Erdem
Güner Özkul “Mankenliğin özünde teşhircilik var”
Çok uzun yıllar sürdürülemeyen bir meslek mankenlik. Erken
yaşta başlanıyor, yaşlanmadan emekli olunuyor. Ünlü oyuncular Münir Özkul ile Suna Selen’in kızı Güner Özkul da ilk kez 1987’de podyuma çıktı ve 2000 yılında, 30’larının başında mankenliği bıraktı. 43 yaşındaki Özkul, artık sunuculuk ve oyunculuk yapıyor. Son dönemde, bankadan aldığı spermle hamile kaldığı için de gündeme geldi. Ancak bu konu hakkında kesinlikle konuşmak istemiyor.
- Mankenliği bıraktınız, şu aralar neler yapıyorsunuz?
Şu anda sekiz aylık hamileyim ve tüm işsiz oyuncular gibi seslendirme yapıyorum. Mimar Sinan Üniversitesi’nde sinema alanında doktoraya devam ediyorum.
- Bu meslek neden sizin döneminizdeki gibi itibar görmüyor
artık?
Çünkü tekstil sektörü de öldü. Podyum mankeni olarak bu durumdan etkilendik. Biz işimizle gündeme geldik, şimdiyse herkes kendini göstermek için olmadık şeyler yapıyor.
- Sizin döneminizde de olurdu ama şimdi mankenlik, oyunculuk için bir basamak gibi kullanılıyor.
Ben zaten oyuncu bir aileden geliyorum. Ama bu işlerin pek farklı olduğunu düşünmüyorum; hepsinin özünde teşhircilik yatıyor.
- Gelecek planlarınız neler?
Oyunculuğa ve sunuculuğa devam edeceğim.
Aylin Arasıl “Şimdi herkes bir dakikalık ün peşinde”
Aylin Arasıl bu ekip içinde en kıdemli manken. Şu sıralar Unutulmaz adlı dizide rol alıyor ve hala zaman zaman podyuma
çıkıyor.
- Mesleğe nasıl başladınız ve şimdi neler yapıyorsunuz?
15 yaşımdan beri mankenlik yapıyorum. Şu anda 11’inci dizim olan Unutulmaz ile uğraşıyorum. Çok farklı dönemlere şahitlik ettim. Hayat çok değişti, artık işiyle gündeme gelen insanlar zor bulunuyor. İnsanın önce kendine saygısı olmalı. Bir dernek kuralım dedik, yedi kişi birbirimizi yedik, olmadı! Dernekle hakkımızı daha iyi savunurduk, kimse ezilmezdi.
- Sizin döneminizde de tanıtım mankenleri ön planda mıydı?
Hayır. Podyumda her şeyi yaparsın. Ama şimdi sokaklarda, marketlerde mankenlik yapılıyor. Magazinel durumlar aldı başını gidiyor, ben olabildiğince dışında duruyorum. Seyirci olarak görmek istediğim şeyleri yapıyorum. Bu bir duruş meselesi.
- Kimlerdi sizin dost olarak gördüğünüz isimler?
Buradakiler dışında Sibel Savacı ve Gülay Öztürk’ü de sayabiliriz. Sektör değişti, teknoloji değişti; biz grup olarak oyunlar oynardık, şimdi öyle bir dost grubundan bahsetmek mümkün değil. Herkes birbirini yiyor.
- Bu farkın ana sebepleri neler?
İş yok, firma yok. Firmalar yabancı manken tercih ediyor. Boğaz tokluğuna çalışılıyor ve doğal olarak başka işlerle uğraşılıyor. 15 yaşındaki kızlar artık kocaman görünüyorlar. Tüketici kitle şimdiden onlar. Herkes bir dakikalık ün peşinde. Anneler, ruhsal gelişimlerini hiçe sayarak, çocuklarını yarışma yarışma gezdiriyorlar. Değişen dünya!
Ceylan Saner “Ahlaksız teklife inanmıyorum”
Podyumların ‘asil’ mankeni Ceylan Saner, 1991’de başladığı mesleğe 2000’lerin başında veda etti. Annesi eski Türkiye güzellerinden olan Saner, özel gecelerde sunuculuk yapıyor.
- Mankenliğe isteyerek mi başladınız?
Çok severek başladım. Bir kere annem vardı önümde, çok güzel bir örnek olarak. Hala özel işler için podyuma çıkıyorum.
- Sizin döneminizle şimdiyi karşılaştırınca nasıl saptamalar yapıyorsunuz?
Biz çok iyi yıllar geçirdik arkadaşca. Mesleğe şimdi başlayanlar bundan mahrum. O dönem bu işten para kazanıyorduk, şimdiyse podyumdan kazanılan parayla yaşamak zor olduğu için ek işler yapılıyor. Sektör ve ajanslar da değişti, yıprandı. Bizim zamanımızda çok defile olurdu, bazen yetişemezdik. Ciddi bir zamanı diğer mankenlerle beraber geçiriyorduk; hep güle oynaya giderdim. Ama şimdi ekip işi yok.
- Oyunculuğu düşünmediniz mi hiç?
Denk gelmedi. Oyunculuk çok ciddi bir iş, içimden kendi mesleğim dışında başka bir şey yapmak da
gelmedi. Daha çok televizyona özel işler yapmayı tercih ettim.
- Yeniler için ne dersiniz?
Sadece mankenlerin değil hayatın da giderek dejenere
olması, onları garip hallere getirdi. Her şey daha maddesel, maneviyat kayboldu. Ben hep “Herkes manken biz modeliz”
diyorum.
- Hiç ahlaksız teklif aldınız mı?
Ahlaksız tekliflere inanmıyorum, başıma böyle bir şey gelmedi. Bu, insanın kendisiyle ilgili. Sen kendini
bildikten sonra kimse böyle bir şeye cesaret edemez.
Deniz Pulaş “Amsterdam’da beni Hollandalı sanıyorlar”
Sözümüz meclisten dışarı, şimdiki mankenlerin çoğu cebi şişkin erkeklerle takılıyor, evlilikleri bir ay sürüyor, boşanmaları ise yarım saat. Eskilerden 42 yaşındaki Deniz Pulaş’ın tercihleri ise tamamen farklı. Bir süre önce bankada çalışan ‘sıradan bir erkek’le evlenip çocuk yaptı. Geçtiğimiz yıl da ailecek Hollanda’ya yerleştiler. Pulaş’ı İstanbul’a tatile geldiğinde yakaladık. Çekimlere kızı Nehir’i de getirdi.
- Eşinizin işi dolayısıyla Amsterdam’a yerleştiniz, mesleği
o yüzden mi bıraktınız?
Ben bırakmadım, meslek beni bıraktı. Ama sene de bir de olsa, Yıldırım Mayruk için veya bazı özel defilelerde podyuma çıkıyorum. Tamamen bıraktım diyemem. En son, Ezo Gelin dizisinde oynadım ve bir yarışmada jüri üyeliği yaptım. Bir de tiyatro oyununda rol aldım; burada olsaydım devam edebilirdim.
- Amsterdam’da günler nasıl geçiyor, alışmak zor oldu mu?
Taşınmak zor olmadı, eşimin kariyerini düşündük. Nehir
İngilizce eğitim veren bir okula gidiyor. Ben de Nehir gelene kadar internetten gazete okuyor, msn’de arkadaşlarla konuşuyor ve evle ilgileniyorum. Hollandalılar beni kendilerine benzetiyorlar. Bazen turistler Hollandalı sanıp bana yol soruyor.
- Sizin döneminizde işler nasıl yürürdü?
Biz işimizle ön plandaydık. Gelirdik, ne verirlerse giyinip
podyuma çıkar ve işimizi yapardık. Sonra da evimizin yolunu tutardık. Meslekteki alaturkalaşmanın nedeni, yozlaşma. Bizim dostluklarımız da çok iyiydi. Mankenlerden kurulu voleybol takımımız bile vardı.
- Hollanda’da bu bu işler nasıl yürüyor, hiç araştırdınız mı?
Oradaki moda sektörünü pek bilmiyorum. Ben hep işimi
Türkiye’de yapmak istedim. Zaten 22 yaşında mankenliğe başladım, yurtdışına gitmek için biraz geçti.
Murat Kekilli den sitemmm.
Ajdar ile Demet Akalın’ı taşladı
Rock müzik sanatçısı Murat Kekilli, doğup büyüdüğü Adana’da bazı etkinliklere davet edilmediği gerekçesiyle kent yöneticilerine sitemde bulundu.
Kekilli, Adana’da Seyhan Belediyesi tarafından düzenlenen “Ramazan Şenlikleri” çerçevesinde konser verdi. Sahneye hayranlarının alkışları eşliğinde çıkan Kekilli, söylediği şarkılarla konsere katılanlara unutulmaz bir gece yaşattı. Kekilli’ye hayranları da zaman zaman eşlik etti.
Kekilli, şarkı aralarında yaptığı konuşmada, kentteki bazı etkinliklere davet edilmediğini belirterek, davet edilen ünlüleri ve davet eden kent yöneticilerini eleştirdi. Kekilli, “Geçen yıl Altın Koza etkinlikleri için buraya kim geldi. Veli Göçer (Ferhat Göçer) mi, Ajdar mı? Ajdar’ı Çukurova Üniversitesi çağırmıştı. Rektör hoca (Prof. Dr. Alper Akınoğlu hastasıymış, öyle duydum. ‘Çikita Muz’u çok seviyormuş, ‘Çikita Muz’u söyleyeceklermiş beraber. Geçen yıl da Demet Akalın gelmişti herhalde. Sanatçı duruşları daha iyi olmalı herhalde onların.”
Murat Kekilli’nin konseri, geç saatlere kadar devam etti.
‘İş güç yok geziyoruz’
Nilgn Belgün ve kızı alışverişte.

ÜNLÜ tiyatro oyuncusu Nilgün Belgün, kızı Oylum Şahin’le birlikte alışveriş yaptığı sırada HT Magazin objektiflerine takıldı. Anne-kızı görenler abla-kardeşsanırken, oyuncu Nilgün Belgün, “Şu sıralar iş yok, güç yok. Biz de kendimizi alışverişe verdik” diye konuştu
Yenilenioruz
Merhaßa Sevqili Arkadaşlar Kısa ßir Süreliğine Site İçi Çalışmamız Olacaktır Lütfen SaßırLı Olup Güncellemeleri ßekleyelim
