Archive for the ‘Magazin’ Category

PostHeaderIcon Çelik’in oğlu büyüdü

Bir süre önce Çelik’le yollarını ayıran Buket Saygı, beş yaşına giren oğlu Ata Erişçi’yle HT Magazin objektiflerine takıldı

buketktutut

Şarkıcı Çelik Erişçi’nin boşandığı eski eşi manken Buket Saygı, beş yaşına giren oğlu Ata Erişçi’yle HT Magazin objektiflerine takıldı. Vaktinin önemli kısmını Hollanda’da yaşayan sevgilisi Murat Koyuncuoğlu’yla geçiren Saygı, sevimli oğlu Ata’yla hafta sonunun tadını çıkardı. Buket Saygı, kısa bir süre önce yine Murat Koyuncuoğlu’yla beraber Amerika’ya gitmişti.

PostHeaderIcon Deniz Serbest

Deniz Seki Serbes Kalınca Sevindi

denizsohbetÜnlü şarkıcı Deniz Seki’nin yargılandığı davanın ilk duruşmasının sonunda savcı, delil durumuna göre tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklardan Deniz Seki, Tamer Kılıç ve İbrahim Kaya’nın tahliyesine karar verdi. Ağlayarak yaptığı savunmasıyla mahkeme salonundaki herkesi etkileyen Deniz Seki, mahkeme heyetinin verdiği tahliye kararını duyunca sevinçten “Oleey” diye bağırdı. Elleri kelepçeli olarak adliyeden çıkarılıp cezaevine götürülürken çok mutlu olduğu görülen Seki, “Özgürlük kadar güzel bir şey yok. Yaşasın özgürlük. Bakırköy’den çıkınca kendimi daha iyi hissedeceğim” dedi.

”Uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak” ve ”kullanmak için uyuşturucu madde satın almak” suçlarından yargılanan şarkıcı Deniz Seki, “suçun vasıf ve mahiyeti” ile “mevcut delil durumu” göz önüne alınarak tahliye edildi

PostHeaderIcon Yine Ağladı

Katıldığı programda gözyaşlarını tutamadı

erolEsra Erol katıldığı programda göz yaşlarını tutamadı.

Sabah kuşağında yayınlanan programına konuk olan Esra Erol, daha önceden kendisiyle yapılan röportajı, ekran başındakilerle birlikte izledi. Röportaj esnasında ailesinden ayrılıp İstanbul’a gelme hikayesini anlatan Esra Erol, babasına olan hasretini anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Televizyoncu olmayı kafasına koyan Esra Erol, babasının ‘gitme’ demediğini ancak ondan beter ettiğini söyledi. İstanbul’a gelmek istediğinde babasının “Ben hiç bir şeyine karışmam. Ne yersin, ne içersin, ne yaparsın, beni ilgilendirmez” dediğini anlatan Esra Erol “Bu bir insanın şevkini kırabilecek en büyük şey. ‘Hayır’ dese daha iyi” şeklinde konuştu. Kütahya’ya dönmesini bekleyen babasına karşın bir kanalda çalışmaya başlayan Esra Erol, babasının “3 ay sonra gelir” beklentisine rağmen gitmediğini belirtti.Televizyon gezatesinde yer alan habere göre o dönem izlediği ‘Babam ve Oğlum’ filminde, oğlunun babasını yıkıp geçtiği sahneyi kendi babasına anlattığını söyleyen Esra Erol, “Sen ne yaparsan yap, bir kere gitmeyi aklına koyan, dağ da olsan tepeler de olsan seni yıkıp geçecekti” diye konuştu ve kendisini çok etkileyen o sahneyi babasına anlattığını söyledi. O günlerde işsiz olan ama Kütahya’ya dönmeyen Esra Erol, babasına telefonda “Seni çok seviyorum, annemi de çok seviyorum.Bunu sadece bilmenizi istedim” dediğini anlatırken de bir anda gözyaşlarına boğuldu.

VİCDAN AZABI ÇEKER MİYİM DİYE KORKUYORUM

Esra Erol, “Hayatta en çok korktuğum şey, 8 yıldır onlardan ayrıyım. Onsuz yaşadığım günlere, acaba üzülür müyüm, vicdan azabı çeker miyim, her gece düşündüğüm şeyler bunlar” diye konuştu. Ailesinden ayrı geçirdiği zamanlar nedeniyle ileride vicdan azabı çekip çekmeyeceği konusunda hep kendisini sorguladığını söyleyen Esra Erol, röportajda gözyaşlarına boğulurken, aynı anda stüdyodaki canlı yayında da gözyaşlarını tutamadı.

BABASI CANLI YAYINA BAĞLANINCA KENDİSİNİ TUTAMADI

Babasının kendisine yıllar önce yazdığı ve hayatında çok önemli olan bir mektubun ekranda okunması da Esra Erol’u çok duygulandırdı ve Erol gözyaşlarını tutamadı. Bu esnada canlı yayına bağlanan babası Seyfi Erol’un sesini duyan Esra Erol, hıçkırıklara boğuldu.

PostHeaderIcon Hülya Avşar Sordu

Tamer Karadağlı, Serdar Akinan Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya’nın özür dilediği yazıyı “medyanın 11 Eylül’ü ilan etti, “Hepimiz su samuruyuz” yazılı tişörtle yayına çıktı

polemikHülya Avşar Soruyor’un ilk konukları Tamer Karadağlı ve Arzu Balkan’dı. Ünlü oyuncu Tamer Karadağlı, “Hepimiz Su Samuruyuz” yazılı tişörtüyle Can Dündar tartışmasına taraf oldu.

Gazeteci Can Dündar’ın Su Samuru isimli teknede bir bayanla öpüşürken görüntülenmesi olay olmuştu. Akşam Gazetesi Yazarı Serdar Akinan, Can Dündar olayıyla ilgili “Hepimiz su samuruyuz” başlıklı bir yazı kaleme almış ve bu yazı ile de tepki çekmişti. Akinan ve Küçükkaya daha sonra özür dilemişti

HEPİMİZ SU SAMURUZ

Karadağlı, “çok ağır bir yazı” olarak nitelendirdiği Akinan’ın yazısı hakkında “gazeteciliğin 11 Eylül’ü” değerlendirmesinde bulundu. “Bizim hakkımızda o kadar çok şey söyleniyor ki, sadece bizim başımıza geleceğini zannediyoruz. Serdar Akinan’ın yazısında bu işin böyle olmadığını görüyoruz. ” diyen Karadağlı şöyle devam etti:

ERGENEKON GİBİ

“Genelde gazeteciler bizlerle ilgili düşünürken peygamber ahlakı ile değerlendiriyorlar ama kendileri ile ilgili yazı çıkarken meslek dayanışması oluyor. Gazetecilik dürüstlük işidir. Bu yazı bence Ergenekon gibi. Bu yazı ile artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

PostHeaderIcon Sana da aşığım sana da

Poliamori! Dört-beş yıllık genç bir akım; çok aşklılık anlamına geliyor


SANA DA AŞIĞIM, SANA DA, SANA DA…

Poliamori! Dört-beş yıllık genç bir akım. Adıyla yaşasın; çok aşklılık anlamına geliyor. Aslında bildiğiniz kuma sistemi, ama poliamoride kadın da tutup birini eve getirebilir.

Avrupa ve ABD’de yayılmaya çalışan bu trend, henüz ülke topraklarından giriş yapmadı…

Poliamori ikonu ne anlama geliyor?
Poliamori işaretindeki renklerden mavi, dürüstlük; kırmızı aşk ve tutku,siyah sosyal baskılar sebebiyle ilişkisini saklamak zorunda kalanlara anlayış göstermek ve destek olmak anlamına geliyor.

Big love’da kadınlara izin yok
FOX’ta gösterilen Big Love adlı dizide, Bill Henrickson’ın hayatı, üç ayrı ev üzerinde ve sekiz çocuk etrafında kurulu. Burada kadınlara aynı izinden yok. Dizi, Emmy Ödülü’ne de adaydı.

Web’de poliamori
Poliamoristlerin buluşma noktaları internette bolca mevcut. Bunların en büyüğü, www.polyamory.org bir de www.polyamorysociety.org var. Bu adreslerden yıllık toplantı / konferans tarihleri, çocuk bakımı, hukuksal durumlar gibi konular takip edilebiliyor.

Küçükken, anneme kızdıkça, “Ben artık sizinle yaşamak istemiyorum, anneannemde yaşayacağım. Şimdi gidiyorum. Süt bardağımı verir misin” gibi konuşmalar yapmışlığım; “Evladım, gecenin bu saatinde icat çıkarma başıma… Yarın sabah nereye gidersen, git” lafını duymuşluğum, çimdiği yemişliğim ve aşağı oturmuşluğum vardır. Beş yaşındaydım. Çok gariplik peşinde bir çocuk olduğumdan değil de, yerimde duramazdım. Çocukluk güzel de oyna oyna nereye kadar; sıkılırdım. İlla üst mahalleye koşalım, oradan aşağı mahalleye dövüşmeye koşalım filan gibi acayiplikler yapardık ve tepemizde “İcat çıkarma, icat çıkarmayın” neonları yanıp sönerdi! Şimdi “İcat çıkarmayın başıma” diyen tarafta ben varım. İcadın adı: Polyamory (poliamori ). Hayatımızdaki bu boşluğu bulanı, keşfedeni tanımıyorum. Tanısam, eğitim yılının açılışındaki saçmalık gibi, onun da alnına “İcat çıkarma” kağıdını yapıştıracağım ki aynaya her baktığında ben aklına geleyim, otursun aşağı…

ÇOK EŞLİ DEĞİL, ÇOK AŞKLIYIZ
Poliamori! Dört-beş yıllık genç bir akım. Adıyla yaşasın; çok aşklılık anlamına geliyor. Ama burada “Bir kalbe iki kişi sığar mı” gibi bir sorunsaldan bahsetmiyoruz. O kadar da dar kafalı değilim… (Bir kalbe iki kişi sığdırmak konusunda aslında dar kafalıyım da, bunun akım haline gelmesiyle ilgilenmezdim, öyle söyleyeyim) Şöyle ki; diyelim ki siz bir çiftsiniz, hayat güzel, kuşlar vs… Siz diyorsunuz ki, “Ben sana aşığım ama, Rüstem’e de aşığım!” Eşiniz de diyor ki, “Süper bir haber! Ben de Hediye’ye aşığım, istersen hep beraber bu evde de yaşayabiliriz…”
Müessemizde abartı yok! Poliamori çok eşlilik değil, karıyı kocayı çaktırmadan ya da çaktırarak aldatmak da değil; birden fazla insanla aşkı en yoğun biçimde yaşamak. Aslında bildiğiniz kuma sistemi ama bu daha modern, kadın da tuttuğu gibi birini kolundan eve getirip, “Al bak, bu da bizimle yaşayacak bundan sonra” diyebiliyor… Ama burada şöyle bir durum var: Aldatmak yok! İnsan gibi izin istiyorsun, çünkü poliamoristler sevgililerinin başkalarıyla da aşkı paylaşmasına izin veriyor. Güne şu cümleyle başlıyorlar: “Günaydın! Aşkı ne kadar çok kişiyle paylaşırsan hayat o kadar güzel olur!”

MATEMATİKSEL OLARAK ZOR FORMÜL
Kafanız az da olsa matematiğe basıyorsa, biraz daha açıyorum konuyu. Diyelim ki siz (A kişisi) durduk yere poliamorist olmak istiyorsunuz. O zaman eşiniz/sevgilinizin (B kişisi) ve seçeceğiniz üçüncü kişinin (C kişisi) bu tarza onay vermeleri gerekiyor. Onay veren kişinin eşcinsel olmaması durumunda, onun da beraberinde getireceği D ve hatta E kişileri olabilir. Sağlıklı bir poliamori ilişkisi bu formülden geçiyor. (Sağlıklı dediğime inanamıyorum!) Yani kısaca, hepsinin poliamoriye inanması gerekiyor. İşte bunlar birbirlerini bulunca, gidip poliamori dernekleri kuruyorlar. Kitaplar yazıyorlar. Hatta poliamori şiirleri bile dile geliyor.
İlk kez 2004 yılında ortaya çıkan bu kavram, dünyanın prestijli dergilerine ve gazetelerine konu oluyor, yeni bir yaşam tarzı olarak benimseniyor. Hatta, Dünya Poliamori Birliği’nin manifestosuna göre; “Amaç çok kişiyle beraber olmak değil, çok sayıda romantik, uzun soluklu ve anlamlı bir ilişki yaşamak”… Poliamori konferansları düzenleniyor, onlarca internet sitesinde fikirler paylaşılıyor. Facebook’taki gruplarında “Karım ve ben sonu hüsranla biten poliamori ilişkileri yaşadık. Evimizde bir gram huzur kalmadı. Hayatımıza aldığımız çiftler bizi kıskandı ve her ilişki deneyimimiz dramla sonlandı. Artık bize değer verecek bir çifte kapılarımızı açmak istiyoruz. Eğer siz bizi bulduğunuzda, hala mutlu bir çift olarak berabersek!” diye yardım çağrısında bulunan bile var… Şimdi bak bu ne? Adını verirdim ama öfkeyle oturup zararla kalkmak da var, uğraşamam… Devam ediyoruz!

SORUNSUZ POLİAMORİ YOK
Peki bu insanların derdi ne? Çeşitli yorumlarda tespit ettiğime göre, bunlar her ilişkisinde başka bir özellik buluyor. Biriyle kitap okuyor, öbürüyle öpüşüyor, diğeriyle yüzüyor… Antalya’daki otellerdeki gibi ‘all in one’ servisi insanlarda mevcut olmadığından, üçüne de dürüst olmak şartıyla, üç kişiye aşık olarak hayatına devam ediyor. Başka birine aşık olmak, ilişkiyi bitirmek için sebep değil. Poliamoristlere göre, aşık oldukları herkes hayatlarının bir parçası. Kendilerini de “Ben yalan söylemiyorum, aldatma topuna girmiyorum” diyerek savunuyorlar. Biri de mesela durumunu şöyle açıklıyor: “Ben aynı anda birçok kitaptan, müzisyenden, şaraptan hoşlanabilirdim. Bu da onun gibi bir şey!”
Bu arada, birbirinden ayrı düşemeyip, aynı evi paylaşanlar da var… Sorunsuz aşk olmadığı gibi, sorunsuz çoklu aşk da yok, ya ne sandınız? Ama burada sorun şu: Sevgililer Günü’nün, hafta sonlarının kiminle, hangi sevgiliyle geçirileceği tartışma meselesi… Hafazanallah, bir de bunların aynı günde doğanları vs. de oluyordur.
Neyse, bu garip ilişki biçimi Türkiye’de taraftar toplamış değil. Günlerdir yaptığım araştırmalara göre, bu konuda tek aday, Bay Ayhan. İşadamı, 38 yaşında, 1.84 m., 88 kg. İstanbul ve Londra’da yaşıyor, ABD’ye ve Avrupa’ya sık sık seyahat ediyor. Ama kendisinin internet sitelerine gönderdiği istek mektubuna tek bir yanıt bile gelmiş değil. Aman aman, iyi, orada dursun o iş, buralara gelmesin. Böyle bir saçmalık olamaz , başıma icat çıkarmayın diyor ve sizleri Yalın’ın ‘Cumhuriyet’ parçasıyla başbaşa bırakıyorum: “Kalbimin ortasında bu nasıl bir cumhuriyet? Seninki nasıl bir hakimiyet? Ben anlamadım. Aşk mısın, dert misin yoksa canına susamak mı benimki? Uyudum uyandım hala anlamadım…”

POLİAMORİ ŞARTNAMESİ
* Çok aşklılık durumuna açık, dürüst olacaksınız. Ancak, sahiplenici olmamanız lazım.
* Kıskançlık durumu kaçınılmaz, buna hazırlıklı olacaksınız.
* Olası kavgaları önlemek için başucu kitabı: Şiddetsiz İletişim
* Çoğunlukla zor ama mutlaka yapılması gerekenlerin başında; durumunuzu ailenize açmanız geliyor.
* Tanışmak için: İnternette poliamori forumlarına, yılın belirli zamanlarında düzenlenen poliamori festivallerine katılacaksınız

PostHeaderIcon Nöbetçi mesaide

F.Bahçe direkleri dövdüğü maçta Semih’le hayat buldu

haberereLigde yoluna kayıpsız devam eden Fenerbahçe, Antalyaspor karşısında son dakikada golüyle güldü: 1-2.

Kazım’ın 10. dakikada attığı golle öne geçen Kanarya’nın sevinci uzun sürmedi. Ali Zitouni, 21. dakikada skora eşitlik getirdi. “Maç bu skorla bitecek” diye düşünülürken, oyuna sonradan giren Semih Şentürk 90′da sahneye çıktı ve takımını çok önemli bir 3 puan kazandırdı. Ayrıca sarı-lacivertli takımın 3 topu direkten döndü.

Galibiyet serisini sürdüren F.Bahçe, 1964-1965 sezonunda 7′de 7 ile elde ettiği “en iyi sezon başlangıcı” rekorunu egale etti.

Bu galibiyetle 21 puana yükselen sarı-lacivertliler, maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturdu. Antalyaspor ise 6 puanda kaldı.

-GOL OLDU, ORTALIK KARIŞTI-

Semih’in golünden sonra Antalyaspor taraftarları, sahaya yabancı maddeler atmaya başladı. Bunlardan birisi Fenerbahçe malzemecisinin başına isabet edince karşılaşma bir süre durdu.

Bu arada,Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, gol sevincini paylaşmak üzere Emre Belözoğlu ve Şekip Mosturoğlu’nun bulunduğu yere geldi. Yıldırım, bu sırada Emre ve Mosturoğlu’na şeref tribününde küfür edenlerle bir süre tartıştı.

ANTALYASPOR: 1 – FENERBAHÇE: 2

Stat: Atatürk
Hakemler: Yunus Yıldırım, Mustafa Emre Eyisoy, Alper Ulusoy
Antalyaspor: Polat, Yalçın, Batak, Ertuğrul (Dk. 85 Korhan), Orhan, Kerim (Dk. 12 Hakan Özmert), Jedinak, Sedat, Ali Zitouni, Veysel, Necati (Dk. 76 Balili)
Fenerbahçe: Volkan, Gökhan (Dk. 50 Semih), Lugano, Bilica, Wederson , Cristian, Kazım, Mehmet Topuz, Dos Santos (Dk. 46. Uğur Boral), Alex, Guiza (Dk. 90 Selçuk)
Goller: Dk. 10 Kazım, 90. Semih (Fenerbahçe), Dk. 21 Ali Zitouni (Antalyaspor)
Sarı kartlar: Dk. 18 Kazım, Dk. 33 Bilica, Dk. 38 Gökhan Gönül (Fenerbahçe), Dk. 33 Yalçın, Dk. 47 Hakan Özmert, Dk. 59 Ertuğrul (Antalyaspor)

PostHeaderIcon Güneşi Gördüm Oscar Aday Adayı

MAHSUN KIRMIZIGÜLÜN YÖNETTİĞİ GÜNEŞİ GÖRDÜM OSCAR ADAY ADAYI OLDU

oscarcetMahsun Kırmızıgül’ün filmi Güneşi Gördüm Oscar Aday Adayı oldu.

FİLMİN KONUSU
Zorunlu göç uygulaması nedeniyle doğup büyüdükleri topraklardan, köklerinden ayrılmak zorunda kalan Altun aileleri, köklerinden koparak bir bilinmeze doğru yola çıkarlar. Davut Altun, ailesiyle birlikte kaçak yollardan da olsa en kısa zamanda Norveç’e gitmeyi istemektedir. Haydar Altun ve ailesi içinse göç yolu İstanbul’a doğrudur… Yolculuk başlamıştır… Bitmek bilmez fıtınalardan geçip gelmiş, yollarını kaybetmiş, çaresizce bir çıkış arayan insanların, kendi güneşinden koparılmış ve geleceğin bilinmezliğinde kaybolmuş çocukların, bir göçün hikayesidir…
2,5 MİLYON GİŞE YAPMIŞTI
Güneşi Gördüm, büyük bütçeli Hollywood filmlerini aratmayan görüntüleri, müziği ve çarpıcı hikâyesi ile vizyona girdiği 12 Mart seçim döneminde 2,5 milyon gişe yaparak insanları adeta büyülemiş, izleyen insanların etkisinden kolay çıkamadığı bir film olarak değerlendirilmişti

PostHeaderIcon Polat güvenlik müsteşarı oluyor

Kurtlar Vadisi fanatiklerinin meraklı bekleyişi sona erdi

kurtlarsohbetYeni kanalında görücüye çıkan Kurtlar Vadisi Pusu’da heyecan geçen sezon kaldığı yerden devam etti. Sezon finalinde Başbakan’ı kurtarmak isterken vurulan Polat Alemdar, bu sezon karanlık hesaplar içerisindeki Gladio ile mücadele etmek için görevlendiriliyor. İhtiyarların desteklediği Polat Alemdar’a suikasttan yaralı kurtulan Başbakan tarafından Güvenlik Müsteşarlığı görevi teklif edildi.

Cezaevinde müsteşarlıktan alınan İskender Büyük ile karşılaşan Polat Alemdar, can düşmanının işbirliği teklifiyle karşılaştı. Bu arada adamlarını hapishaneden kurtarmak isteyen Polat Alemdar, yine Cevat’ın kurduğu pusuya düştü

PostHeaderIcon Bülent Ersoy u Aldatmadım

Armağan Uzun eski eşini fena kızdıracak

bulentabla [ Bende Soyadın Kaldı ] adlı albümünün tanıtımı için iftar yemeği düzenleyen Armağan Uzun Süper Star Life objektiflerine özel, ünlü sanatçı Bülent Ersoy’u kızdıracak açıklamalar yaptı.

Albümün adının bir mesaj içermediğini söyleyen Armağan Uzun “Bu albümü yaparken çok engellerle karşılaştım. Albümümü o yüzden İstanbul’da değil, İzmir’de hazırladım. Bu piyasada güçlü olan küçük olanı ekart etmeye çalışıyor” dedi. Yakışıklı sanatçı Armağan Uzun, Bülent Ersoy’u hedef alan konuşmalarını “Bülent Ersoy’u aldatmış değilim, ama ona çok kırgınım” diye noktaladı.

PostHeaderIcon ‘Hayatımda biri var

Pınar Aylin den samimi itraf

pinaraylin

Cem Davran ve Tülin Şahin’in sundukları ‘Güzel Bir Gün’ programına konuk olan şarkıcı Pınar Aylin, genel anlamda ilişkilerin bitişinin şanına yakışır olması gerektiğini ifade etti.

Ayrılıkların doğal olduğunu ancak devamının da aynı doğallıkta gelişmesinden yana olduğunu söyleyen Aylin, “Finali, bitimi bir ilişkinin şanına yakışır olmasını tabi ki tercih eder insan. Medeniyet midir onun adı, biraz daha ilişki içinde belki de çok anlayamadığım bir şey o. Bitiminde çirkinleşmesi çok yazık geliyor bana” diye konuştu.

Güzel ve dolu dolu yaşanmış bir ilişkinin ayrılık esnasında çirkinleşmesinin, sadece kendisi adına değil genel anlamda da içini acıttığını belirten Aylin, “Ama demek ki benim anlayamadığım bir şey var ki, terkedilmek insana koyuyor. O zaman kendinden çıkabiliyorsun. Kendine yakışmayacak şeyler yapabiliyorsun” dedi.

Cem Davran’ın “Sen mi terkettin ilişkide?” sorusuna da Pınar Aylin, “Evet, o yüzden zaten işler bu noktaya geldi. O yüzden zaten hiç yakışmayacak şeyler yaşandı. Çok tatsız. Hiç olmaması lazımdı” yanıtını verdi.

TRAVMATİK ŞEYLER YAŞIYORUM

Yaşadığı olaylı ayrılığın arkasından evlilikten çekindiğini ifade eden Pınar Aylin, “O yüzden ben şimdi tekrar bir evliliğe böyle yaklaşıyorum. O kadar travmatik şeyler yaşanıyor ki. Hiç başına gelmez sanıyorsun ama gelebiliyormuş” şeklinde konuştu.

Ancak herşeye rağmen kızı Maya için yaptığı evlilikten hiç bir pişmanlık duymadığını da söyleyen Aylin, baba-kızın her hafta sonu görüşmesini de çok istediğini belirterek eski eşi için “O da Allahtan benim gibi düşünüyor. Orada bir beyaz bayrak çıkıyor. Maya konu olunca… Artık o kadar da medeniyet olsun, bunca okumuşluk, bunca şey yani” ifadesini kullandı.

HAYATIMDA BİRİ VAR AMA…

Bu arada, Pınar Aylin, 10 aydır düzgün giden bir ilişkisi olduğunu ifade etti. Cem Davran, evlilikle ilgili çekinceli yaklaşımı nedeniyle Pınar Aylin’e “Onun ne suçu var? Ya bir çocuk da o isterse” şeklinde bir soru yöneltti.

Pınar Aylin, “Karşı tarafla ilgisi olmayan bir şey. O kadar hakediyor ki herşeyi ama benim biraz zamana ihtiyacım var” yanıtını verdi.

Sonrasında ise Cem Davran ve Pınar Aylin arasında şu esprili konuşma yaşandı:

Davran: Daha doğurabilecek yaştasın canım? Daha 40-50..

Aylin: Onunla ne alakası var canım! (Kahkahalarla gülüyor) Yani 3-5 tane daha doğurabilecek yaştayım hem de

Davran: Eee güzel, şu fotoğraflara bakılırsa bayağı bir gider…(Albüm kapağındaki fotoğrafları gösteriyor)