Archive for the ‘Haber’ Category

PostHeaderIcon CNN Uyarıyoruz

Yayıncılık skandalını “habercilik başarısı” gibi sunmaya kalkan CNN Türk’e yanıt

PKK Kongra-Gel Lideri Zübeyir Aydar’ı canlı yayında konuk etmesini eleştirdiğimiz CNN Türk, sözde bir açıklama yaparak dünyanın her yerinde ‘skandal’ olarak değerlendirilecek yayınını ‘habercilik başarısı’ gibi sunmaya kalkmış… CNN Türk’ün sapla samanı birbirine karıştırdığı açıklamasına şöyle bir bakalım…
1. CNN Türk diyor ki: Aynı mantıkla hareket edildiğinde Silopi’deki görüntülerin, Kandil’den gelen PKK’lıların Mahmur kampından geliş sürecinin ele alındığı bütün haberlerin de “skandal” olarak nitelendirilmesi gerekiyordu.

Görüldüğü gibi CNN Türk haber ile skandalı ayırd edememekte ısrarcı. Biraz daha açarak anlatalım o halde…

Silopi’de PKK’ların teslim olma süreci haber değeri taşıyan bir olaydır. Ama PKK’lılar teslim oluyor diye Kandil’den terör örgütünün bir başka lideri Murat Karayılan’ı canlı yayına bağlar, konuşturursanız, bunun adı habercilik olmaz, yayıncılık skandalı olur.

Siz ne yaptınız?

Zübeyir Aydar’ı canlı yayına çıkardınız.

Zübeyir Aydar kim?

PKK-Kongra Gel’in kırmızı bültenle aranan lideri..

Zübeyir Aydar teslim oldu veya yakalandı mı?

Hayır.

Siz niye yayına çıkardınız?

Demokratik açılım sürecine verilen molayı yorumlasın diye..

İngiltere IRA liderini canlı yayına çıkarıyor mu?

Hayır.

ABD’de El Kaide liderine canlı yayınla söz hakkı verilebilir mi?

Hayır.

İspanya’da ETA, Fransa’da Korsika Kurtuluş Cephesi liderini canlı yayında konuştururlar mı?

Hayır.

Neden konuşturmazlar?

Çünkü hiçbir ülkenin yayın kuruluşu, kendi ülkesini hedef alan bir terör örgütünün liderini canlı yayında konuk ederek o görüşlerin meşrulaşmasına hizmet etmez.

Bırakın terör örgütü liderini, ırkçılığı savunan bir ismin bile konuşturulması yayıncı kuruluşu haklı protestoların hedefi haline getirir. Bakın BBC’nin başına gelene… Question Time adlı programda Ulusal Parti Lideri Nick Griffin 20 dakika konuşturuldu diye, İngiltere ayağa kalktı. Griffin terörist mi? Hayır. Üstelik hem yerel seçimlere hem de AB seçimlerine katılmış resmi bir partinin lideri. Ülkenin aydınları BBC’yi ne ile suçluyor biliyor musunuz? “İngiltere İngilizlerindir” diyen Griffin’i konuşturarak, ırkçılığı meşrulaştırmakla…

Canlı yayına terör örgütü lideri çıkarmakla, Habur’da yaşanan olayları aktarmak arasındaki farkı anlamamış görünerek, skandalı ‘habercilik’ kılıfına sokmaya çalışan CNN Türk’ü öncelikle ciddiyete davet ediyoruz…

2. CNN Türk diyor ki: Geçmişte de Abdullah Öcalan ile bazı mülakatlar yapıldı.

Evet yapıldı ve yapılabilir de… Ama o mülakatların hiçbiri televizyonda canlı yayında yapılmadı. Röportaj yapan gazeteciler Öcalan ile görüştüler, o röportajları yazı işlerine götürdüler, genel yayın yönetmenlerinin değerlendirmesine sundular ve öyle yayınladılar.

Yayın ilkelerine uygunluğu, haber değeri taşıyıp taşımadığı süzgeçten geçirildi, okura da öyle sunuldu. Bu röportajlarla, bir terör örgütü liderinin canlı yayında konuşmasına izin vermeyi kıyaslamak da sapla samanı birbirine karıştırmanın ikinci örneği…

3. CNN Türk diyor ki: Bizi izlemeye devam etmenizi salık veririz…

Sizi izliyoruz ve gördüğümüz şey şu:

Binmişsiniz bir alamete, gidiyorsunuz kıyamete… Kendinizle beraber bari yayın dünyasına ve memlekete de zarar vermeyin diye iyi niyetle uyarıyoruz

PostHeaderIcon Bayrak Krizi

Bakü’de şehitlikte indirilen Türk bayrakları yeniden asıldı..

Türkiye-Ermenistan maçında stada Azerbaycan bayraklarının alınmaması üzerine başlayan ve Bakü’de şehitlikte bulunan Türk bayraklarının indirilmesiyle tırmanan bayrak krizi aşıldı. Şehitlikteki Türk bayrakları yeniden asıldı

PostHeaderIcon Ceylanın Ölüm Nedeni

Ceylan Önkol un ölümünde Son Gelişme

ceylanDiyarbakır’ın Lice ilçesi Şenlik köyündeki patlamada 12 yaşındaki Ceylan Önkol’un ölmesiyle ilgili olarak, Lice Cumhuriyet Savcısı’nı ”güvenlik” gerekçesiyle olay yerine götürmeyen jandarma görevlileri hakkında soruşturma başlatıldı.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 28 Eylül 2009′da Lice ilçesi Şenlik köyü Paşaçiya mezrası Cemaltepe mevkisindeki patlamada yaşamını yitiren Ceylan Önkol’un ölümüyle ilgili başlattığı soruşturma sürüyor.

Cumhuriyet Başsavcılığı, Lice Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kamil Çolak’ı patlamanın ardından olay yerine ”güvenlik” gerekçesiyle götürmeyen jandarma görevlileri hakkında ”adli görevi yerine getirmeme” suçundan soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında Abalı Jandarma Karakolu komutanı ve bazı görevlilerin ifadelerine başvuruldu.

-SAVCI ÇOLAK HAKKINDAKİ İNCELEME-

Bu arada, DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş’ın suç duyurusu üzerine Adalet Bakanlığınca Lice Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kamil Çolak hakkında başlatılan inceleme devam ediyor.

DTP’li Demirtaş, suç duyurusunda, Savcı Çolak’ın patlamadan 3 gün sonra olay yerinde inceleme yaptığını öne sürmüştü.

Demirtaş, Savcı Çolak hakkında ”olay yerine gitmeyerek delillerin kaybına yol açtığı ve etkili soruşturma yürütmeyerek vatandaşlar arasında ayrımcılık duygularının gelişmesine neden olduğu” iddiasıyla soruşturma yapılmasını istemişti.

Önkol ailesinin avukatı Serdar Çelebi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, jandarmanın görevinin o bölgede yaşayan insanların can güvenliğini sağlamak olduğunu belirtti.

Abalı Jandarma Karakolu görevlilerinin cezai anlamda da soruşturmaya tabi tutulması gerektiğini kaydeden Çelebi, şöyle konuştu:

”Bu soruşturma ilk olması nedeniyle umut vericidir. Sorumluların tespiti ve cezalandırılması konusunda böylesi bir soruşturmanın başlatılması gerekiyordu. Burada görevi ihmal suçu da var. Bu nedenle cezai anlamda da bu kişilerin soruşturmaya tabi tutulması lazım. Devlet o görevlilere orada yaşayan vatandaşların can güvenliğini sağlamaları için yetki vermiştir. Herkesin işini iyi yapması lazım.”

-BİLİRKİŞİ RAPORUNA İTİRAZ-

Avukat Çelebi, patlamanın ardından delillerin tam anlamıyla toplanmadığını ileri sürdü.

Bilirkişi raporunun olayı bütün detaylarıyla yansıtmadığını savunan Çelebi, ”Rapora itiraz edeceğiz. Daha bağımsız bir bilirkişi heyeti tarafından yeniden rapor hazırlanmalı” dedi.

Raporda, Ceylan Önkol’un ”daha önce araziye atılmış ancak patlamadan kalmış 40 milimetrelik bomba atar mühimmatın elindeki tahrayla vurarak patlaması neticesinde hayatını kaybettiği kanaatine varıldığı” belirtilmişti

PostHeaderIcon Kimse Tavsip Etmez

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, büyük tepki toplayan görüntüleri yorumladı

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ”Son yaşanan olayları kimse tasvip edemez. Geçtiğimiz hafta yaşanan olayları, Türkiye’de gerçekten kimsenin tasvip etmesi mümkün değil. Şehitlerimizin, gazilerimizin bu olaylardan duyduğu üzüntüyü paylaşıyorum” dedi.

Orgeneral Başbuğ, Panora Alışveriş Merkezi’ndeki sinemada, Yönetmen Levent Semerci’nin Irak sınırına yakın bir ilçedeki komando tugayında bulunan 2 bin 365 metre yükseklikteki Karabal Jandarma Karakolu’nu korumakla görevlendirilen bir yüzbaşı komutasındaki 40 askerin hikayesini anlattığı ”Nefes: Vatan Sağolsun” adlı filmi izledi.

Filmin ardından gazetecilere açıklama yapan Orgeneral Başbuğ, terör örgütü üyelerinin teslimi sırasında yaşanan görüntüleri değerlendirdi.

Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi:

”Elbette son yaşanan olayları kimse tasvip edemez, kimse. Bu yaşanan olayları, geçtiğimiz hafta yaşanan olayları Türkiye’de gerçekten kimsenin tasvip etmesi mümkün değil. Elbette şehitlerimizin, gazilerimizin bu olaylardan duyduğu üzüntüyü paylaşıyorum. Onların üzüntülerine saygı gösteriyorum. Ama unutmasınlar ki o şehitler verilmeseydi, bu gaziler verilmeseydi bugün acaba Türkiye terörle mücadele noktasında nerede olurdu? Unutmayalım. Bunları unutursak, her şeyden evvel şehitlerimize karşı büyük haksızlık olur, gazilerimize karşı büyük haksızlık olur.”

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 1990′lı yıllarda, terör örgütünün, Türkiye’nin belirli bölgesini kontrol altına almak, bağımsız devlet kurmak istediğini belirterek, ”Bugün neredeler? Bugün aslında terörle artık bu hedeflerine ulaşamayacağını bölücü terör örgütü anladı. Nerede bugün bağımsız devlet hedefi söyleyenler, bugün niye bunları söyleyemiyor?” dedi.

Orgeneral Başbuğ, Panora Alışveriş Merkezi’ndeki sinemada, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Eşref Uğur Yiğit, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atilla Işık, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Orgeneral Bekir Kalyoncu ile birlikte ”Nefes: Vatan Sağolsun” adlı filmi izledi.

Filmin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Orgeneral Başbuğ, filmin olayları güzel yansıttığını söyledi. Başbuğ, ”Belki de terörle mücadele kapsamında bugüne kadar çekilmiş en güzel filmlerden bir tanesi. Sinema teknik olarak güzel. Oyuncular gerçekten güzel oynamışlar” dedi.

Filmde olayların bir karakolda geçtiğini anlatan Orgeneral Başbuğ, terörle mücadelenin sadece bir karakolla sınırlı olmadığını, operasyonel boyutu da bulunduğunu hatırlatarak, ”İleride aynı grubun operasyonel, kapsamlı bir film çevirebilmesini arzu ederim” diye konuştu.

-”ASKER DE ROBOT DEĞİL, BİR İNSAN”-

Filmin, terörle mücadelenin kolay olmadığı konusunda iyi mesaj verdiğini vurgulayan Orgeneral Başbuğ, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Terörle mücadele zor. Görüyorsunuz. Bizim de daha önceden ifade ettiğimiz gibi insan odaklı, neticede bu terörle mücadeleyi yapanlar sizler, bizler gibi insan ve bunlar genç insanlar. Elbette bir kere şunu iyi anlamamız lazım; Asker de bir robot değil, bir insan. Bunların özel hayatları, değişik şartları var. En önemlisi de bu bir karakol etrafında senaryoya baktığımız zaman kahraman askerler, subay, astsubay, çavuş, onbaşı ve erler, bu mücadeleyi 365 gün 24 saat yürütüyor. Bunun iyi anlaşılması lazım. Mücadele zorluğu 365 gün 24 saat ve insan odaklı.”

-”ŞEHİTLERE BORÇLUYUZ”-

Filmin 1993 yılında geçtiğini, kendisinin 1993-1995 yılları arasında bu bölgede görev yaptığını ifade eden Orgeneral Başbuğ, vatandaşlardan 1993-1994 yıllarının gazete arşivlerine tekrar göz atmalarını istedi. Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:

”1993 hatta 1994 ortalarında belki de sonuna kadar gerçekten bu tip çok olaylarla karşı karşıya kaldık. Çok karakol baskınları yaşadık. Hatırlayın, o zamanki teknolojik olanaklar da şimdi sahip olduğumuz oranda değildi. Bugün 2009′a geldiğimizde elbette terör bugün de devam ediyor ama hiç bir zaman 1990′lı yıllarda yaşadığımız boyutta, şiddette değil, olmaz da. Bunu da iddialı ifade ediyorum. O yıllara Türkiye bir daha tekrar geri dönemez. O zaman soralım; Bunu kime borçluyuz? Bu filmde gördüğünüz gibi, görev, vatan ve ülkesi uğruna canlarını feda eden şehitlere borçluyuz. 5 binin üzerinde şehit verdik bu mücadelede.

90′lı yılları bir hatırlayınız, terör örgütü ne istiyordu? Terör örgütü o zaman Türkiye’nin belirli bölgesini kontrol altına almak, ondan sonra olayları geliştirmek, bağımsız devlet hedefi güdüyorlardı. Bugün neredeler? Bugün aslında terörle artık bu hedeflerine ulaşamayacağını bölücü terör örgütü anladı, gördü. Nerede bugün bağımsız devlet hedefi söyleyenler, bugün niye bunları söyleyemiyor?

1990′lı yıllarda şehirlerimizde güvenlik boyutlarını hatırlayın. Terörle mücadele zor, acı, kanlı. Çünkü, bir noktada silahlı mücadele kolay değil. Bence bu filmin benim açımdan en önemli noktası, 90′lı yıllardaki durumu yansıtıyor. 90′lı yıllarda biz bu tabloları gerçekten çok yaşadık. Çok çabuk unutuyoruz. Ama geçtiğimiz yıllarda da bazı büyük terör olaylarını yaşadık, bu da bir gerçek. Ama hiç bir zaman Türkiye’deki yaşadığımız terör olayları 90′lı yılların boyutunda değildir ve o noktaya tekrar geri dönemez. İşte bunlar, bu şehitlerimizin sayesinde oldu, bunları hiç unutmayalım.”

1990′lı yıllarda imkanların daha kısıtlı olduğunu, bugün imkanların daha geliştiğini anlatan Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti:

”Unutmayın, terörle mücadeleyi insan yapıyor. İnsan bu. Etten, kemikten, kandan oluşan bir insan. Bu insan üşüyor, bu insan yaşıyor. Bu insanların kuvvetli tarafları var. Elbette bazen zayıf noktalar da bazen hatalar da oluyor. İnsansınız, bunu kabul etmek zorundayız. Zaten bütün amacımız da her zaman söylediğimiz gibi verdiğimiz eğitimle hata oranını, hata yüzdelerini asgariye çekmek.”

Filmi güzel bulduğunu, olayların güzel canlandırıldığını yineleyen Orgeneral Başbuğ, ”Ama elbette filmde gördüklerimizin hepsi gerçek yaşanan bir durum değil. Mümkün olduğu kadar gerçekleri yansıtmış” dedi.

-ETKİLENDİĞİ SAHNE…-

Filmde en fazla etkilendiği sahnenin sorulması üzerine Orgeneral Başbuğ, ”Çavuş’un, Atatürk büstüyle ilişkisi beni gerçekten çok etkiledi. Gerçek askerimiz bu” diye konuştu.

Filmdeki en güzel noktalardan birinin askerin insani boyutunu yansıtması olduğunu belirten Orgeneral Başbuğ, filmde bulutların da çok güzel kullanıldığını söyledi.

Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:

”Başta yüzbaşının karakola geldiği zaman erleri motive etmek için konuşmaları gerçekten etkileyiciydi. Çünkü doğrudur, yani orada neticede erleri motive etmeniz, hareketlendirmeniz, duygusal konuşmanız lazım. Etkileyici, çarpıcı konuşmanız lazım. Başlangıçtaki personelle yaptığı konuşmalar gerçekten etkileyiciydi.

İnsani boyutu çok güçlü olan bir film. En basitinden bir terörist yaralıya karşı yapılan. İşte Türk askeri budur. Bu gerçek. Yani Türk askeri, Türk Silahlı Kuvvetleri budur.”

Film ekibini kutlayan Orgeneral Başbuğ, ”İyi hazırlanmışlar, çok uğraşmışlar. Bunun devamını isteriz. Çünkü o kitaplarda film çevrilebilecek boyutta senaryolar var, operasyonlarla ilgili çok hikayeler var” dedi.

Bir gazetecinin, ”O günleri size hatırlattı mı?” sorusu üzerine Başbuğ, ”Evet çok hatırlattı” yanıtını verdi

PostHeaderIcon çocuk anne oldu

11 yaşında anne oldu
Bebeğin babası 19 yaşında

Bulgaristan’ın Sliven kentinde, 11 yaşındaki bir kız çocuğunun dün 2.5 kilogram ağırlığında bir bebek dünyaya getirdiği bildirildi.

Sliven hastanesinden yapılan açıklamada, çingene asıllı olan kız çocuğunun, bebeğinin 19 yaşındaki babasıyla evlenebilmek için bugün hastaneden taburcu olmak istediği belirtildi.

Özellikle çingeneler arasındaki erken yaşta doğumların nadir olmadığı ve doktorları kaygılandırdığı kaydedildi.

Ülkedeki Burgaz kenti belediyesinin erken yaştaki doğumlarla mücadele edilmesi için acil önlemler alınması önerisinde bulunduğu, bu çerçevede, küçük yaştakilerle cinsel ilişkide bulunmanın yasak olması nedeniyle, kentteki hastanelerin bu türden vakaları polise bildirmek zorunda bulundukları belirtildi.

Sliven kentindeki bu doğum vakasıyla ilgili aynı nedenden ötürü adli soruşturma açılacağı kaydedildi

PostHeaderIcon Nikahta Buluştular

Açılım değil nikah buluşturdu
Erdoğan ve Baykal Haşim Kılıç’ın oğlunun nikahında bir araya geldi. Kameralar da tanıklık etti

nikahAnayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın oğlu Ahmet Şirvan Kılıç, hayatını Hande Kübra Taşçıoğlu ile birleştirdi. Nikah töreninde, damadın şahitliğini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal yaptı.

Bilkent Otel’de gerçekleştirilen nikah törenine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu ve kalabalık bir davetli topluluğu katıldı.

Başbakan Erdoğan, törenin yapıldığı salona gelişinde, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile tokalaştı.

Törende, damadın nikah şahitliğini Başbakan Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Baykal üstlenirken, nikahı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek kıydı.

İmzaların atılmasının ardından Erdoğan, evlilik cüzdanını geline verdi.

Çifte mutluluklar dileyen Başbakan Erdoğan, ”Tabii benim temennim, en az 3 çocuktan yana. Buna da tabii bu arada inanıyorum ki sizler de gayret edeceksiniz. Milletimizin sizler gibi yetişmiş insanlara ihtiyacı var” dedi.

Nikahın ardından konuklara yemek ikram edildi.

Yemekte, Başbakan Erdoğan, eşi Emine Erdoğan, Deniz Baykal, Cemil Çiçek, Abdülkadir Aksu, Hayrünnisa Gül ve Haşim Kılıç aynı masada oturdu.

Başbakan Erdoğan, nikahın ardından otelden ayrılırken gazetecilerin sorularına, ”Hepinize iyi akşamlar diliyorum” karşılığını verdi.

CHP Genel Başkanı Baykal ise gazetecilerin nikahta Başbakan Erdoğan ile bir araya geldiklerini belirtmeleri üzerine, ”Herhangi bir nikah tanıklığından hiçbir farkı yoktu. Sohbet ettik, nezaket sözleri söyledik. Herhangi bir nezaket buluşmasının ötesinde toplumumuzu ilgilendirecek hiçbir konuşma geçmedi. Siyasal bir konuşma, son gelişmelerle ilgili bir değerlendirme, açılım vs. Karşılıklı nezaket sözleri, şaka o çerçevede bir görüşme oldu” diye konuştu

Salondaki kameraların anımsatılması üzerine Baykal gülerek kameralar daima kaydetti, kamerasız bir durum olmadı” dedi

PostHeaderIcon Doğan dan Taleb Geldi

Doğan Maliye ye uzlaşma talebinde bulundu
4.8 milyar TL lik vergi cezası için indirim isteniyor

Doğan Yayın Holding A.Ş, bağlı ortaklıklarının, kendilerine tebliğ edilen vergi ve ceza ihbarnameleri ile ilgili olarak, ”tarhiyat sonrası uzlaşma” talebinde bulunduklarının öğrenildiğini bildirdi.

Doğan Yayın Holding’in Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlanan özel durum açıklamasında, doğrudan bağlı ortaklığımız Doğan TV Holding A.Ş ile dolaylı bağlı ortaklıkları D Yapım Reklamcılık ve Dağıtım A.Ş, Doğan Prodüksiyon Hizmetleri A.Ş ve Alp Görsel İletişim Hizmetleri A.Ş’nin, kendilerine tebliğ edilen vergi ve ceza ihbarnameleri ile ilgili olarak, ”tarhiyat sonrası uzlaşma” talebinde bulunduklarının öğrenildiği kaydedildi.

Açıklamada, ”Bağlı ortaklıklarımızın, kendilerine tebliğ edilen vergi ve ceza ihbarnamelerinin terkini amacıyla dava açmış oldukları da daha önce kamuya açıklanmıştır. Bilindiği üzere, uzlaşmanın vaki olmaması durumunda, dava süreci kaldığı yerden devam edecektir” denildi

PostHeaderIcon saatler geriye alınıyo

İstanbul’da mesai saatlerine yeni düzenleme handan Bakanlar Kurulunun aldığı karar gereğince saatlerin 25 Ekim Pazar gününden itibaren bir saat geri alınacak olması dolayısıyla İstanbul’da mesai saatleri yeniden düzenlendi.

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, gün ışığından yararlanıp, enerji tüketiminin azaltılmasının yanı sıra sabah ve akşam saatlerinde trafik yoğunluğu da dikkate alınarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 100. maddesi gereğince mesai saatlerinin İstanbul’da 26 Ekim Pazartesi gününden itibaren 08.00-12.00, 12.30-16.30 olarak uygulanacağı belirtildi.

Açıklamada, yarım saat öne çekilen çalışma saatlerine mutlaka riayet edileceği, özel kanun, tüzük ve yönetmeliklere göre çalışma saatlerinin düzenlenmesi zorunlu olan kamu kurum ve kuruluşlarına ait hükümlerin saklığı olduğu kaydedildi

PostHeaderIcon soyguncu şoku

Soyguna giden adam, kasada duran kadının önünde diz çökerek şu sözleri söyledi: “Bu yaptığımdan nefret ediyorum ama zor zamanlardan geçiyoruz ve başka çarem yok

dfgfdg
ABD’nin Indiana Eyaleti’ndeki Indianapolis kentinde meydana gelen oldukça ilginç soygun beklenmedik biçimde sona erdi.

Güvenlik kamerası tarafından kaydedilen ve ABD’deki kanallarda yayınlanan ve internette tıklanma rekoru kıran olayda Gregory Smith soygunculuk yapmak üzere bir ofise girerken kasada duran kadına “Bu yaptığımdan nefret ediyorum ama zor zamanlardan geçiyoruz ve başka çarem yok” dedi.

Soyguncunun pişmanlık duygusunun ağır bastığını fark eden kadın, ona Allah’tan bahsediyor ve suç işlemekten vazgeçmek için hala şansı olduğunu söyledi. Görevli kadının çağrısından etkilenen soyguncu dizlerinin üzerine çökerek Doğum dakika boyunca dua ediyor ve kadın da ona sarıldı.

Bunun üzerine soyguncu, silahındaki mermiyi çıkararak ona zarar vermeyeceğini söyledi. Buna rağmen planından caymayan soyguncu, kadına lavaboya gitmesini ve 20 dakika boyunca polisi aramamasını söyledi. Binadan çıkarken kadının cep telefonunu alan soyguncu, güvenlik kamerasını fark edince üzerine polise teslim olmaya karar verdi

PostHeaderIcon yanmış ceset bulundu

Sultanbeyli’de yanmış kadın cesedi bulundu
Jandarma ve polis bölge konusunda anlaşamayınca ceset ortada kaldı

Sultanbeyli Aydos Ormanları’nda dün akşam saatlerinde yanmış bir kadın cesedi bulundu. Tanınmayacak haldeki kadının kimliğinin belirlenmesi için araştırma başlatan polis ve jandarma ekibi, aynı yerde terk edilmiş bir minibüsle ilgili de inceleme başlattı. Bir süre sonra ormanlık alanın kimin sorumluluğunda olduğu konusunda polis ve jandarma ekibi arasında tartışma yaşanınca ormanlık alandaki çalışmalara ara verildi

Bir ihbarı değerlendirerek Sultanbeyli Aydos Ormanları’na gelen polis ekipleri yakılarak bırakılmış bir kadın cesedi ile karşılaştı. Tanınmayacak haldeki kadının kimliğinin belirlenmesi için araştırma başlatılırken, cesedin yakınlarında Yağmur isimli bir firmaya ait 34 FF 6697 plakalı ücretsiz servis aracı terk edilmiş olarak bulundu. Servis aracının sürücüsünün de kayıp olduğunun anlaşılması üzerine polis ve jandarma ekipleri ormanda arama çalışması başlattı. Bir süre ormanda başka ceset olup olmadığını araştıran polis ve jandarma ekipleri arasında daha sonra yetki tartışması başladı. Ormanlık bölgenin polisin mi, yoksa jandarmanın mı bölgesi olduğuna karar verilemediği için arama çalışmalarına ara verildi. Bölgenin kimin sorumluğunda olduğunun belirlenmesinin ardından arama çalışmalarının devam edeceği belirtildi