Archive for the ‘Haber’ Category

PostHeaderIcon GoogLe Tuvalette

İnternet devi Vietnam’da hangi sektöre girdi

tuvaletkagidi
Uzakdoğu ülkelerinde oldukça yaygın olan marka ve ürün taklidi konusunda son noktaya gelindi. Vietnam’da bir firma dünyaca ünlü internet devi Google’un ismini kullanarak tuvalet kağıdı üretip piyasaya sürdü

PostHeaderIcon yarsav depremi

EMİN AĞAOĞLU YÖNETİM KURULU ÜYELİĞİNE SEÇİLEMEDİ

yarsav
YARSAV’ın 21. Olağan Genel Kurulu’nda, YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu yönetim kurulu listesine seçilemedi,

YARSAV 2. Olağan Genel Kurulu, Türkiye Barolar Birliği Konferans Salonunda yapıldı.

Seçimde, YARSAV’ın 13 kişilik yönetim kurulu asil üyeleri ile 5 kişilik denetim kurulu asil üyeleri ve yedek üyelerinin seçimi tamamlandı.

Yönetim kurulu asil üyeliği için 15 kişilik çarşaf liste ile seçime gidildi. Delegelerin, çarşaf liste üzerinde iki adayın isimlerinin üzerini çizerek 13 kişiyi belirlemeleri istendi.

Yapılan seçimde 441 delege oy kullandı, 3 delegenin oyu geçersiz sayıldı. Ömer Faruk Eminağaoğlu geçerli oyların 195′ini alarak liste dışı kaldı. Listeye sonradan eklenen Aydın Tezcan da 247 oyla liste dışında bırakıldı.

YARSAV Yönetim Kurulu üyeleri şu isimlerden oluştu:

”Nuh Hüseyin Köse, Remzi Özdemir, Kazım Dağdeviren, Eray Karınca, Gürsel Özkan, Mehmet Ruşen Gültekin, Emine Ülker Tarhan, Leyla Köksal, Fetih Sayın, Muhammet Önder Tekin, Murat Arslan, Ali Rıza Aydın ve Hasan Akgedik.”

Seçim sonucuna delegelerden biri itiraz ederek divan kuruluna dilekçe verdi. Divan Başkanı Mahir Ersin Germeç, seçim tasnif kurulunun oyları açıkça sayıp değerlendirdiğini belirterek yapılacak bir şey olmadığını söyledi.

Yönetim kuruluna seçilen üyeler daha sonra toplanarak YARSAV Başkanı ile diğer organların seçimini gerçekleştirecek

PostHeaderIcon Bakanlıktan Açıklama

Adalet Bakanlığı ndan açıklama
Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı için dinleme talebi yok Dedi

Adalet Bakanlığı, ”Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı santrallerin ve bu santrallere bağlı görüşme yapan tüm hakim ve Cumhuriyet savcılarının dinlenmesinin talep edilmesi ve dinlenmesinin hiçbir şekilde söz konusu olmadığını” açıkladı.

”Dinleme kararı verilen ve bazı basın yayın organlarında Yargıtay santrali olduğu ileri sürülen telefon numarasının, Yargıtay Birinci Başkanlığı adına kayıtlı, soruşturmada ismi geçen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na tahsisli ve odasında kullandığı telefon numarası” olduğunu bildiren Adalet Bakanlığı, Telekomünikasyon İletişim Başkanı’nın açıklamasına göre bu numaranın da teknik sebeplerle dinlenemediğini” bildirdi.

Adalet Bakanlığı, ”Son 5 yıl içerisinde adalet müfettişlerinin talebi üzerine toplam 69 hakim ve cumhuriyet savcısı hakkında mahkemelerce dinleme kararı verildiğini, 11 bin 206 hakim ve Cumhuriyet savcısı ile 70 milyon vatandaşın Adalet Bakanlığınca dinlettirildiği iddialarının gerçek dışı, bilgi kirliliği oluşturmaya ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bilinçli bir saptırma” olduğunu” duyurdu.

Adalet Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinden yapılan yazılı açıklamada, yazılı ve görsel basında yer alan ”İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Yargıtay santral telefonlarının dinlendiği iddiasıyla” ilgili haberler ve açıklamalar üzerine kamuoyunun bilgilendirilmesine gerek görüldüğü belirtildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma sırasında, bazı hakim ve Cumhuriyet savcılarının da isimlerinin geçmesi üzerine konunun Adalet Bakanlığına intikal ettirildiği ifade edilen açıklamada, ”Bu evrakta adı geçenler hakkındaki iddiaların açıklığa kavuşturulması bakımından, inceleme yapılması ve delil elde edilmesi halinde soruşturmaya geçilmesi için 15 Nisan 2008 ve 5 Eylül 2008 tarihli onaylar ile Bakanlığımızca izin verilmiştir” denildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi:

”Bu çerçevede görevlendirilen adalet müfettişleri, kendilerine tevdi edilen belgelerde yaptıkları incelemeler sonucunda, ilgili 56 hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında delillerin toplanması amacıyla bu kişilerin telefonlarının dinlenmesini mahkemeden talep etmişlerdir. Bu talep üzerine görevli ve yetkili mahkeme tarafından ilgili hakim ve Cumhuriyet savcıları hakkında dinleme kararı verilmiştir.

Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından yapılan inceleme sonucunda aralarında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının da bulunduğu 46 hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında 16 Eylül 2009 tarihli rapor ile soruşturmaya geçilmesine yer olmadığı teklif edilmiştir.

Soruşturması tamamlanan Ömer Faruk Eminağaoğlu ve Osman Kaçmaz’la ilgili evrak tefrik edilerek yetkili mercilerine gönderilmiştir. Diğerleriyle ilgili işlemler devam etmektedir.

Soruşturma kapsamında, ilgililerin odalarında kullandıkları telefon numaraları hakkında mahkemelerce dinleme kararı verildiği ve yetkili makamlarca bu doğrultuda işlem yapıldığı belirtilen dinleme kararı verilen ve bazı basın yayın organlarında Yargıtay santrali olduğu ileri sürülen telefon numarası, Yargıtay Birinci Başkanlığı adına kayıtlı, soruşturmada ismi geçen Yargıtay Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na tahsisli ve odasında kullandığı telefon numarasıdır. TİB Başkanının yaptığı açıklamaya göre bu numara da teknik sebeplerle dinlenememiştir. Kamuoyuna yansıdığı şekilde Yargıtay ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı santrallerin ve bu santrallere bağlı görüşme yapan tüm hakim ve Cumhuriyet savcılarının dinlenmesinin talep edilmesi ve dinlenmesi hiçbir şekilde söz konusu değildir.”

-”69 HAKİM VE CUMHURİYET SAVCISI HAKKINDA DİNLEME KARARI VERİLMİŞTİR”-

”Sözü edilen 56 kişi dahil son 5 yıl içerisinde Adalet müfettişlerinin talebi üzerine toplam 69 hakim ve Cumhuriyet savcısı hakkında mahkemelerce dinleme kararı verildiği” bilgisinin yer aldığı açıklamada daha sonra şöyle denildi:

”Kaldı ki bu bilgi Bakanlığımızca 19 Mayıs 2009 tarihinde yapılan basın açıklamasında kamuoyuna duyurulmuş ve o tarihten sonra müfettişlerce yeni bir dinleme kararı istenilmemiştir.

11 bin 206 hakim ve Cumhuriyet savcısı ile 70 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanlığı’nca dinlettirildiği iddiaları gerçek dışı olup, bilgi kirliliği oluşturmaya ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik bilinçli bir saptırmadır.

Benzer iddialar hakkında Bakanlığımızca değişik tarihlerde çok sayıda açıklama yapılmasına rağmen maksatlı olarak üretildiği düşünülen gerçek dışı iddia ve yorumların ısrarla sürdürülmesi, yürütülmekte olan soruşturma ve davaları etkileme çabası olarak değerlendirilmektedir.”

-”KANUN YARARINA BOZMA KONUSU…”-

Açıklamada, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun bazı üyelerinin bugünkü açıklamalarında bahsedilen kanun yararına bozma konusu ile ilgili olarak da şunlar kaydedildi:

”5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinde; ‘Hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtay’ın ilgili ceza dairesine verir’ hükmü yer almaktadır.

Bu maddeden de anlaşıldığı ve 29 Temmuz 2009 tarihli basın açıklamamızda da açıkça belirtildiği gibi kanun yararına bozma talebinde bulunma yetkisi Adalet Bakanlığına aittir.

Yargısal görevleri olmayan ve idari bir kurul olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun Anayasal ve yasal görevleri içerisinde kanun yararına bozma konusundaki başvuruları inceleyip karara bağlama görev ve yetkisi bulunmamaktadır. Buna rağmen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 11 Haziran 2009 tarihinde ‘… mahkemesinin … sayılı kararı usul ve kanuna aykırı olduğundan CMK’nın 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için Adalet Bakanlığına başvuruda bulunulmasına’ şeklinde fonksiyon gaspı suretiyle kanun yararına bozma yoluna gidilmesi hususunda oy çokluğu ile 331 sayılı kararı almıştır. Bu karara uyma zorunluluğu bulunmayan Bakanlığımız söz konusu Kurul kararını ihbar kabul ederek Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne incelenmek üzere intikal ettirmiştir.

Kurulun bazı üyelerince yapılan açıklamada, aldıkları kararın Adalet Bakanlığı tarafından gereğinin yerine getirilmediğinden bahsedilmiştir. Kurulun bu kararının Adalet Bakanlığınca yerine getirilme zorunluluğu bulunmamaktadır. Uygulama ve doktrinde tartışmasız şekilde kabul edildiği üzere kanun yararına bozma talepleri Adalet Bakanlığınca değerlendirilip hukuka aykırılık nedenleri tespit edilenler gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilmektedir.

Nitekim, Prof. Dr. Erdener Yurtcan’a göre ‘Bakan, yazılı emir yoluna gidilmesini uygun görmediğinde, bir başka anlatımla, yazılı emir istemi reddedildiğinde yapılacak bir şey yoktur, Prof. Dr. Nevzat Toroslu ve Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’na göre; kanun yararına bozma konusunda ‘Bakan, kendiliğinden veya ilgililerin başvurusu üzerine istemde bulunabilir. Ancak, Bakan ilgilinin başvurusu üzerine bu istemde bulunmak zorunda değildir’, Yargıtay Cumhuriyet savcıları Ali Parlar ve Muzaffer Hatipoğlu’na göre ‘Adalet Bakanlığı, karar ya da hükümde hukuka aykırılık olduğunu tarafların veya ilk derece C.Başsavcılıklarının bildirmesi suretiyle öğrendiğinde bu yola gidilip gidilmeyeceğini takdir eder’, Prof. Dr. Nurullah Kunter, Prof. Dr. Feridun Yenisey ve Doç. Dr. Ayşe Nuhoğlu da aynı görüştedir”

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 11 Şubat 2008 tarihli ve 26225-2172 ve 17 Ardalık 2007 tarihli ve 24001-14822 sayılı kararlarında da kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdirinin Adalet Bakanlığına ait olduğuna hükmedildiği belirtilen açıklamada, şu hususlara yer verildi:

”Bakanlığımızda 1 Ocak 2009 ile 3 Kasım 2009 tarihleri arasında toplam 9 bin 273 kanun yararına bozma dosyası işlem görmüş, bunlardan incelenmesi tamamlanan 5 bin 128 dosya kanun yararına bozma yoluna gidilmeyerek mahalline iade edilmiş, sadece 2 bin 292 dosya Yargıtaya gönderilmiştir. Bu rakamlardan da anlaşılacağı üzere gelen başvuruların tamamı için değil, hukuka aykırı olduğu düşünülenler için kanun yararına bozma talebinde bulunulmaktadır.

Anayasanın 6′ncı maddesinde ‘Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.’ hükmü yer almaktadır. Bir kurulun Anayasa’da zikredilmiş olması o kurulun Anayasa ve yasalarda kendisine verilmeyen yetkileri kullanabileceği anlamına gelmemektedir.

Bakanlığımızın yetkisinde olan bir hususun talimat formatında Bakanlığımıza dayatılması, ayrıca açıklamalarda bu hususlara yer verilerek ivedilikle yerine getirilmesinin beklendiği ve takip edileceğinin belirtilmesi Bakanlığımızın yetkilerine müdahale anlamında olup, kabul edilmesi mümkün değildir.

Adalet Bakanlığı, Anayasa ve kanunlarla kendisine verilen görevleri, bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da hukuka uygun şekilde yerine getirmeye devam edecektir

PostHeaderIcon iade Edilmior

Abdülkadir Aygan iade edilmiyor
İsveç Yargıtay’ı Türkiye’nin talebini reddetti

İsveç’e sığınan ve bir süreden beri bu ülkede yaşayan terör örgütü PKK üyesi Abdulkadir Aygan’ın Türkiye’ye iade talebini görüşen İsveç Yargıtay’ı, Aygan’ın Türkiye’ye iadesini reddetti.

Türkiye’nin isteği üzerine Abdulkadir Aygan’ın iade talebiyle ilgili dosyayı inceleyen mahkeme üyeleri, Aygan’ın Türkiye’ye iade edilmemesine karar verdi.

Karardan sonra bir açıklama yapan Aygan’ın İsveçli avukatı Gunnar Larsson, müvekkilinin iade talebine karşı yaptıkları itiraz dilekçesinde bazı sakıncaları sıraladıklarını söyledi.

Aygan’ın iade istemiyle ilgili son kararı önümüzdeki günlerde İsveç hükümetinin vereceğine dikkati çeken hukukçular, mahkemenin ret kararından sonra hükümetin aksi yönde bir karar almasına ihtimal vermiyor

PostHeaderIcon Yarbay Tutuklandı

İrticayla Mücadele Eylem Planı başlıklı belgede ıslak imzası bulunduğu öne sürülen Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, sevk edildiği mahkemece tutuklandı

Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’nde, Cumhuriyet savcıları tarafından, ”İrticayla Mücadele Eylem Planı”na ilişkin ifadesi alınan Çiçek, tutuklanması istemiyle sevk edildiği İstanbul Nöbetçi 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

Mahkeme, Çiçek’in tutuklanmasına karar verdi

PostHeaderIcon Polise Silahlı Saldırı

Avcılar da polis ekibine silahlı saldırı Bir polis yaralı İki şüpheli de tedavi altında

Avcılar’da bir polis memuru, silahlı saldırı sonucu yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Denizköşkler Mahallesi’nde devriye görevi yapan Avcılar İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesindeki polis ekibine silahlı saldırıda bulunuldu.

Saldırı sonucu yaralanan bir polis memuru, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı.

Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

POLİSİN TEDAVİSİ SÜRÜYOR

Alınan bilgiye göre, Deniz Köşkler Mahallesi Şehit Hüseyin Demiroğlu Sokak’ta kimlik kontrolü yaparken durdurduğu 2 kişi tarafından tabancayla vurulan polis memuru Ufuk Eren’in, Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki tedavisi devam ediyor.

Polisle silahlı çatışmaya giren 2 şüphelinin de yaralandığı ve çevredeki hastanelerde tedavi altına alındıkları öğrenildi. Saldırıda kullanılan silahların da ele geçirildiği belirtildi.

ÇAPKIN’DAN AÇIKLAMA

Yaralı polis memurunu hastanede ziyaret eden İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Esenyurt’ta polisi silahla yaralayan kişilerin illegal bir örgüte mensup olduklarını açıkladı. Saldırganların üzerinde biri otomatik olmak üzere 3 silah bulunduğu belirten Çapkın, “Şahısların eyleme gitmek üzere olduğu anlaşılıyor” dedi.

İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, Esenyurt’ta kimlik kontrolü yapmak istediği kişiler tarafından vurulan polis memuru Ufuk Eren’i hastanede ziyaret etti. Hastanede polis memurunun sağlık durumu hakkında bilgi alan ve “geçmiş olsun” diyen Çapkın, çıkışta basın mensuplarının sorularını cevaplandırdı.

Polisin durumundan şüphelendiği 2 kişinin kimliğini istediği sırada olayın meydana geldiğini belirten Çapkın, “Kimlik kontrolü yaptığı sırada şahıslardan biri silahını çekip memur arkadaşı vuruyor. Kaçmaya çalışan 2 saldırgan da yaralı arkadaşımızın yanındaki başka bir polis tarafından vuruluyor. Biri ayağından biri omuzundan yaralanan 2 saldırgan daha sonra bölgeye sevk edilen diğer ekiplerimiz tarafından yakalanıyor.” şekline konuştu. Şahısların, illegal bir örgüte mensup olduklarını belirten Çapkın, örgütün adını vermedi.

Saldırganların üzerinden bir otomatik tüfek ve 2 tabancanın çıktığını ifade eden Çapkın, şahısların üst üste 2 mont ve 2 pantolon giydiklerini söyledi. Saldırganların bu şekilde giyinerek eşgal belirlemeyi güçleştirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Hüseyin Çapkın, “Silahları ve giyimlerinden şahısların eyleme gitmek üzere olduğu anlaşılıyor. Polis arkadaşlarımız çok önemli bir iş yaptılar. Hepsine yürekten teşekkür ediyorum.” dedi.
Son zamanlarda performans ölçümüne göre bir sistem oturttuklarını ve önleyici hizmetler ekiplerinin yolda şüphelendikleri kişilere kimlik kontrolü yaptıklarını belirten Çapkın, “Böyle bir olayda aniden çekilen bir silah ve polisin yaralanması söz konusu” dedi. Çapkın polis memurunun bilincinin açık olduğunu, saldırganların da sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti

PostHeaderIcon Beterin Beteri

Galatasaray taraftarını çileden çıkaran Ercan Saatçi nin geçmişte yaptıkları PES artık dedirtiyor

Galatasaraylılar’ın büyük tepkisini çeken Ercan Saatçi, 1995 yılında Biz Burdayız” isimli şarkısına çektiği kliple de ortalığı karıştırmıştı. Klipte Sarı-Kırmızılı taraftarın silahından çıkan kurşunla bir çocuk vuruluyordu.

Galatasaray için söylediği sinkaflı sözlerle gündemi değiştiren ve Sarı-Kırmızılı camianın hedef tahtası haline gelen Ercan Saatçi konusunda geçmişe yaptığımız kısa bir yolculuk, iki unutulmaz olayı gündeme getirdi… 28 Nisan 2008’deki yazısında “Galatasaray tribünlerindeki sarı ve kırmızı kartonları anladım da yeşil rengin aynı
tribünde olmasını anlayamadım. Manidardı doğrusu” ifadesini kullanması sonrasında gelen tepkilere sessiz kalarak olayın büyümesine neden olan Saatçi, televizyon programında sarf ettiği sinkaflı sözlerinin ortaya çıkmasından sonra ise “Kayıt dışıydı” bahanesine sığınarak özür dilemişti.

Özür dilerken bile bir açık kapı bırakarak “Bunu herkes yapıyor” demeye getiren Saatçi’nin benzer bir tavra
1995 yılında da imza attığını hatırlatalım. O dönemlerde şarkıcılık yapan Ercan Saatçi’nin “Biz Burdayız” adlı parçası için çektiği klipte, Galatasaraylı bir taraftarın tabancasından çıkan kurşun bir kız çocuğunu öldürüyordu.

HEPSİ RASTLANTI MI?

Türkiye’nin adeta bir sirke benzetildiği klipte; politikacılar, dolandırıcılar, fahişeler ve fanatikler yer alıyor. Görüntülerdeki iki fanatik taraftarlardan biri Fenerbahçeli diğeri ise Galatasaraylı. Klibin sonunda,
Galatasaraylı taraftarın silahını çekerek bilinçsiz bir şekilde ateş etmesi sonucu küçük bir kız çocuğu vurularak ölüyor.

Klipte öfke dolu bir suratla oynayan Saatçi’nin piyasaya çıktığı dönemde çok tartışılan şarkısının sözleri de bir hayli
anlamlı… “Nedir ulan bu çıkar kavgası, ülke elden gidiyor dalgası… Burası Türkiye yerinde duruyor, gidenler gider ablası… Biz burdayız, gitmeyiz, ülkemizi bekleriz. Karşı çıkan olursa a… (Ardından silah sesleri geliyor.)

Kısa bir süre önce Hürriyet Gazetesi Spor Koordinatörlüğü görevine getirilen Ercan Saatçi, sözleri, yazıları ve klipleriyle hep aynı kapıya çıkan bu “Galatasaray yaklaşımı” konusunda bakalım herhangi bir yorum yapacak mı?

ÖZÜRLER BİTMİYOR

Ercan Saatçi, 1995’te olay yaratan klibin gösterime girmesinden sonra Galatasaraylılar’dan yine özür dilemişti.
Saatçi, gelen tepkiler nedeniyle, o tarihlerde yayınlanan Aktüel isimli haftalık haber dergisine verdiği röportajda
“Galatasaraylılar beni affetsin” demişti. Ama Saatçi bu provokatif hatasını halen istikrarlı biçimde sürdürüyor!
Dolayısıyla Sarı-Kırmızılı camia artık gelen özürleri samimi bulmuyor

PostHeaderIcon Hoşgeldin Özgürlük

Abdullah GüL Affetti

CUMHURBAŞKANI Abdullah Gül, yasadışı suç örgütü üyesi olmaktan ömür boyu hapis cezasına çarptırılan ve 14 yıldır yattığı Elbistan Cezaevi’nde kansere yakalanan DHKP-C üyesi Güler Zere’nin af kararını imzaladı. Güler Zere (37), dün akşam, tedavi gördüğü Çukurova Üniversitesi Balcalı Tıp Fakültesi Hastanesi’nden tahliye edildi. Yoğun enfeksiyon riski bulunan Zere, ambulansla Ortadoğu Hastanesi’ne götürüldü. Zere’nin, tedavi için İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edileceği bildirildi. Kızının affedildiğini, HABERTÜRK muhabirinden öğrenen Baba Haydar Zere,“Yaaa artık kızım serbest mi? Sizin sayenizde sevindim. Aylardır gülmeyen yüzüm güldü. Ancak, kızımın ölümcül hastalığından dolayı üzgünüm. Serbest kaldığı için de seviniyorum” dedi.

Alkışlarla karşılandı

Güler Zere, hastaneden tekerlekli sandalyeyle çıktı. Kapıdan gülerek çıkan Güler Zere, 121 gündür hastane önünde oturma eylemi yapan grup tarafından çiçek ve
alkışlarla karşılandı

PostHeaderIcon Çiçek’ten ‘10 Kasım’ eleştirilerine yanıt

Ülkenin barışıyla ilgili bir konuyu 10 Kasım’da konuşmakta ne var

cemilcicekk

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, ”Biz neyi konuşacağız o gün de 10 Kasım’a gölge düşürmüş olacak. Bu ülkenin birliğini, dirliğini, huzurunu, barışını ve kardeşliğini konuşacağız” dedi.

Kanaltürk’ün Ana Haber bültenine katılarak soruları yanıtlayan Çiçek, ”Demokratik Açılım”ın 10 Kasım’da TBMM’de tartışılacağının ve bu konudaki polemiklerin hatırlatılması üzerine ”konunun polemiklere kurban edilemeyecek kadar önemli olduğunu” söyledi.

Herkesin olabildiğince soğukkanlı olması, birbirinin sözüne kulak veren, birbirini anlamaya çalışan bir atmosferde bu konunun tartışılması, görüşülmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Çiçek, Meclis çalışmalarında uzun bir süredir salı gününün denetim, çarşamba ve perşembenin ise kanun tasarı ve tekliflerinin görüşüldüğü gün olduğunu belirtti.

Çiçek, şunları kaydetti:

”Biz neyi konuşacağız o gün de 10 Kasım’a gölge düşürmüş olacak. Bu ülkenin birliğini, dirliğini, huzurunu, barışını ve kardeşliğini konuşacağız. ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesini benimsemiş, özümsemiş bir ülke olarak, bunu dış politikasının omurgası haline getirmiş bir ülke olarak, ülkenin barışıyla ilgili bir konuyu 10 Kasım’da konuşmakta ne var? Eğer iyi niyetle olaya bakıyorsanız. Yok niyetiniz başka türlüyse, bir maraza çıkarmaksa, bir gerginlik çıkarmaksa, işin esasını konuşmak istemiyorsanız o taktirde 10 Kasım’da böyle bir bahane bulursunuz. 11 Kasım’da başka bir bahane olur, 12 Kasım’da da başka bir bahane olur.

Öylesine bir mesele ki bu tarihi derinliği var, siyasi boyutları var, ekonomik boyutları var. Ülkenin birliğiyle bütünlüğüyle doğrudan alakalı bir konuyu konuşuyoruz. Bu sorun Türkiye Cumhuriyeti Devletinin sorunudur, AK Parti’nin sorunu değil. Hepimizin sorunu. Sadece partilerin sorunu da değil, medyanın da sorunu, meslek örgütlerinin de sorunu, teker teker tüm vatandaşlarımızın sorunudur.”

-”İRTİCAYLA MÜCADELE EYLEM PLANI” İDDİALARI-

Bakan Çiçek, ”İrticayla Mücadele Eylem Planı” iddialarıyla ilgili bugün gelinen süreci değerlendirmesinin istenmesi üzerine, Türkiye’nin kendi demokratik standartlarını yükseltme politikası izlediğini söyledi.

Hukuk devletini tesis ederek hukukun üstünlüğüne ulaşmayı istediklerini vurgulayan Çiçek, yüksek standartta demokrasi ve hukukun üstünlüğü temin edilebilirse mesele kalmayacağını ifade etti.

Çiçek, şunları kaydetti:

”Bu konu sonunda demokrasi güçlenecek ve hukuk devleti de işleyecektir. Meseleye böyle bakmak lazım. Bunu yaparken de hukuku, hukuka göre işletmek lazım. Size göre, bana göre değil. Konu yargıya intikal ettiğine göre, benim kanaatim yargı bunu çözecektir, çözebilir. Bu yeteneği, bu kabiliyeti, bu birikimi Türk yargısının vardır. Ben bilerek söylüyorum, ama biraz sabırlı olmak lazım. Yargının işini de zorlaştırmamak lazım.”

PostHeaderIcon Gribe Yakalandık

Ankara’da bir kişi hayatını kaybetti

Sağlık Bakanlığı, Ankara’da tedavisi devam eden 27 yaşındaki bir erkek sağlık çalışanının, domuz gribinden hayatını kaybettiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, laboratuvar teyitli ve tedavisi hastanede sürdürülen 32 vaka bulunduğu, bunlardan Ankara’da tedavisi devam eden 27 yaşında bir erkek sağlık çalışanının hayatını kaybettiği belirtildi.

Açıklamada, bu vefatla beraber pandemik gripten kaybedilen vatandaşların sayısının 4 olduğu bildirildi.

Durumu ağır olan 7 hastanın tedavisinin ise yoğun bakımlarda sürdürüldüğü kaydedilen açıklamada, ilk pandemik grip vakasının tespit edildiği 15 Mayıs 2009′dan bu yana Türkiye’de toplam bin 870 pandemik grip vakasının belirlendiği ifade edildi. Açıklamada, ”Bu vaka sayısı bugün itibariyle Türkiye’de var olan vaka sayısı değil, sürecin başlangıcından bu yana tespit edilen toplam vaka sayısıdır” denildi.

Açıklamada, 2 yaşından küçük çocukların, kronik hastalığı olanların, gebelerin ve 65 yaş üstündekilerin grip belirtileri ortaya çıktığında mutlaka bir hekime müracaat etmeleri istendi.

Bunların dışındaki kişilerde grip belirtileri ortaya çıktığında evlerinde istirahat etmeleri önerilen açıklamada, ancak genel durumda kötüleşme, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bilinç bulanıklığı, 3 günden fazla süren ateş, ciddi ve sürekli kusması olan vakaların beklemeden doktora müracaatlarının büyük önem taşıdığı ifade edildi